11 Temmuz 2018 Çarşamba

Yapmak istediğin, fakat seni aynı zamanda da korkutan bir şey söyle!

Ooo, bugünkü soru hayli ilginç :)


Fotoğraflar bana aittir.
Dünkü kasvetli ruh halimden sonra, bu sabah bulutlarım dağılmış olarak uyandım.
Sonuç ne olursa olsun, hayırlısı olacaktır zaten.
Çok mu kadercilik bu?
Bence hayır.
Çünkü yönetimi elimde olmayan bir süreç için boş yere daha evvelden de Çağan'ın teşhisinde sıkmıştım canımı.
Sonucunda, çocuğuma olumsuz enerji vermekten başka bir şey geçmemişti elime.
Hepimizin izlediği yollar farklı olsa da, aynı yere çıkacağız.
Sadece ben dikenli ve taşlı yolları seçmiyorum artık...

Neyse, sorumuza dönelim :)





Küçükken sorsalar bu soruya; prize parmaklarımı sokmak derdim :)

Fotoğraflar bana aittir.

O minicik iki delik nasıl çekerdi beni.
Kimi zaman bu merak öyle cezbederdi ki, hırsımdan ağlardım.
Ne alaka demeyin, çocukluk işte.
Elektriğin çarpacağını bilsen de, o priz bir cezbe merkezi idi!

Şu an ise, böyle bir isteğim tabii ki kalmadı :))))))
Ama şimdiki cevabımsa, sanırım dövme yaptırmak olurdu.
Çok beğendiğim, inanılmaz hoşuma giden tasarımlar var;
Üstelik çok da zarif ve estetik duruyorlar.
Ama ben korkuyorum, 
Aslında korku değil bu;
Sıkılmak ve onun ömür boyu üzerinde kalacağını bilmek biraz ürkütücü.
Sürekli sürekli gözünün önünde, ne bileyim, bir süre sonra sorgulamaya başlatabilir beni.
"Neden yaptırdım ki? Çok da anlamsız, şimdiki aklım olsa hayatta..." diyebileceğim cümleler kurdurabilir.
Çünkü insan değişir; yirmili yaşlardaki beğenilerimle şu anki beğenilerim arasında uçurumlar var, kırklı yaşlara gelebilirsem eğer muhtemelen o zamanki beğenilerim ve tercihlerim de bambaşka olacaktır.

"Ne, insan değişir mi? Saçmalık bu!" diyenlere aldırmayın; onlar aslında değişmekten korkup, yeni olana kapılarını açamayanlardır aslında..
Çünkü değişmek cesaret ister.
Bu, yeni bir sayfadır.
Tüm alışkanlıkları bırakmak, uyum sağladığın, rahatlığına alıştığın o kalıpları kırmaktır aslında.

Ne güzeldir bir ömürde, birden fazla yaşamı tecrübe edebilmek.
Şekerli çayın tadını biliyorum, fakat artık şekersiz içiyorum.
Sigaranın nasıl güzel ve nasıl çirkin bir şey olduğunu tecrübelerimle öğrendim mesela.
Saçlarımı uzun, kısa, üç numara; yeşil, kınalı ve kızıl olarak kullandım.
Ölesiye tembel oldum, ve arı gibi çalışkan.

Fotoğraflar bana aittir.

Ah.. Nereden nereye geldi konu.
Umarım sizi sıkmamışımdır.
Bu konuda sizin de görüşleriniz varsa, çekinmeden yazın :)

Bu arada fotoğrafları ben çektim.
Her akşam, servisten inip eve yürürken bu ağacı selamlıyorum.
Kamelya sanardım ismini, meğer Acem Borusu imiş.
Nasıl güzel, nasıl zarif değil mi?

Hoşça kalın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...