5 Temmuz 2022 Salı

5 Temmuz, Çağan’ı beklerken..

Ne çok bekledim bu kapılarda değerli okur, hala bekliyorum ve bir ömür de Allah sağlık versin beklemeye devam edeceğim, edeceğiz..


İçerde Çağan şu an dil terapisi alıyor, öğretmenini de öyle seviyor ki bütün mimiklerine yansıyor. Ne mutlu şu ana dek miniğimin karşısına onu seven, değer veren ve dilinden anlayan eğitimciler çıktı. Gerek özel eğitim kurumunda gerekse kreşinde hep iyilerle kesişti yolu; sahibinden müdürüne, öğretmeninden personeline.

İşin zor kısmı şimdi başlayacak; Çağan ilkokula başlayacak. Biz kaynaştırma kararının peşini bıraktık; kaynaştırma öğrencisi olmak Çağan'a şu şartlarda iyi gelmeyecek, iyi gelse bile anlayışsız ve mızmız ebeveynler ve akran zorbalığı yüzünden çevresel faktörler yüzünden iyi gelmeyecek. Dışlanacak, öteki olacak.

Bu noktada işte insana olan inancım kırılıyor.
"Ama o çocuk…" 
"E o da şöyle yapmış"
"Zaten konuşamıyor ne işi var"
Bu liste daha acımasız ifadelerle de uzar ama ben o ifadeleri yazmak istemem.

Sahi insan neden böyle?

3 Temmuz 2022 Pazar

3 Temmuz, Pazar ve yazıya dair

Değerli okur, yazmaya nereden başlasam bilemiyorum. Tıpkı şu an evde yapacak çok işimin olup hangisinden başlayacağımı bilememem gibi :) Neyse ki bir makine çamaşır atmıştım, bulaşıkları da makineye kaldırdım; birazı halloldu. Akabinde bir demlik kahve demledim, o hazır olana dek de biraz blog okudum kendime geldim. Gerçi yapacaklarım ilerde, bir ütü yığını var Ağrı Dağından hallice :) O esnada Çağan evde fırtına gibi esiyor ve eşim nerde bilin bakalım? Dorukkaya'ya doğa yürüyüşüne gitti. Annemden veto çıkmasa ben de gidecektim ama neyse bir açıdan iyi oldu, evi elden geçireceğim. - Bütün gün kitap okudu :))))- Bunları düşünmeyi erteliyorum şu an. Bir kahve alır mısın?

Alıntıdır.


Yazar Caner Almaz'ın podcast dizisi "Yazı Hariç"i ilk yayınlandığı günden beri ilgiyle dinliyorum. Dinlemediyseniz size de tavsiye ederim. Özellikle kurgu ve yazma üzerine ilginiz varsa size bir şeyler muhakkak katacaktır. "Bir Karakter Yaratmak ve Uzun Süren Sancıları" adlı bölümü dinlerken kendimden çok şey buldum, belki de en sevdiğim bölüm bu oldu. Kendi yazı sürecim üzerine düşündüm biraz.

Benim için yazıyor olmak çok başka bir boyut. İçinizde kimsenin görmediği bir dünya taşıyorsunuz. Siz burada kendi yaşamınıza devam ederken, orda bambaşka hayatlar yaşanıyor. Bir avaz ses dolu zihninizde, her biri bir yerden konuşuyor. Kimi özlüyor, kimi nefret ediyor, kimisi umutlu bir bekleyişte, bazısı da amansız bir özleyişte.. Mekanlar kuruyorsunuz, bazen çocukluğunuzdaki mahallenizi tasavvur ediyorsunuz, ya da haritada adı olmayan bir ilçe kurguluyorsunuz en başından tüm coğrafyasıyla. Bütün bunlar tüm kıyametiyle içinizde koparken, dışarıdan alelade bir insan olarak görünüyorsunuz. Sizin de dertleriniz var, akşama pişireceğiniz yemekler, enflasyon ve alım gücü, işyerindeki başınızdan aşkın işler. Ama klavye başına oturunca bütün bunlar geride kalıyor ve siz tüm dikkatinizi içinizde devam etmekte olan o diğer dünyaya veriyorsunuz. Bu bambaşka bir his. Bazen bir karaktere fazla kapılıyorsunuz, onun derdine kendi dertlerinizden çok üzülüyorsunuz ama yaşayacak olduğu şeye siz bile müdahale edemiyorsunuz. Sizi sinir edenler oluyor, "Arkadaş bu da yapılır mı ya?" diyorsunuz ama kendi kurguladığınız karakter gene bildiğini okuyor. 

Bir yazının peşine düşüp kapılınca bu durum kendiliğinden beliriveriyor zihnimde. Buradaki anlattığım süreç benim okuyarak tecrübe ettiğim bir durum değil. Ama kesin diyebileceğim şey, bunu gerçekten yazarak edindim. Şu an peşine düştüğüm bir hikayem yok maalesef, eski bir taslağım var beni hala heyecanlandırıyor, belki son bir defa devam etmeyi deneyeceğim.

Keyifli bir pazar dilerim hepinize :)

28 Haziran 2022 Salı

28 Haziran, Çokça Gevezelik ve Bir kitap: İnsanın En Güzel Tarihi

Koşturmalı günler içerisindeyim değerli okur, ama bu esnada zihnim de en az benim kadar hareketli hatta bir adım önde bile diyebilirim. Çok özlediğim periler yeniden dönüş yaptılar sanırım, ama uzun zamandır görüşmediğimizden mütevellit biraz gevezeler; sağdan soldan bir dolu şey fısıldıyorlar. Hepsini not alasım geliyor ama yukarıda da bahsettim ya biraz koşturmaca içerisindeyim; zihnime pasladım bu görevi, inşallah yüzümü kara çıkarmaz.



Sabahtan biraz hüzün vardı bende. Servise biner binmez kulaklıkları taktım, Spotify ise çat diye Lizeta Kalimeri'nin enfes Salomi şarkısının radyosunu çıkardı karşıma, Yunan müziğine bayılırım bu arada, dinlemek istersen videosunu bıraktım. Sonra da Twitter'a bakayım dedim ve Cüneyt Arkın'ın vefatını öğrendim, o an daha da hüzünlendim çünkü ben Cüneyt Arkın'ı çokkk severdim, çok <3 Onun bambaşka bir aurası vardı, hayata karşı duruşuyla da bambaşkaydı bence. Allah rahmet eylesin inşallah mekanı cennet olsun...




Öğleden sonra doktorda randevum vardı, işyerinden önce tüm bağlantıların taksim noktası olan Kızılay'a geçtim ve metroya binmeden evvel kendimi beş dakikalığına da olsa YKY'ye attım. Çünkü bu sabah uykumdan -ki bölük pörçük, Çağan tarafından tartaklanmış bir uykuydu- bir şiirle uyandım. Bir mantra gibi zihnimde yeniden ve yeniden dönüyordu dizeler. Hemen açıp internetten şiirin tamamını okudum ama sonra da dedim ki, "Ben en iyisi kitabı alayım," Elimde metni olsun istedim, elle tutulur olsun dizeler. YKY'ye bugünkü seferimin nedeni buydu yani. "E peki şiir neydi?" dersen, o da bir sonraki yazının konusu olsun, hatta tahminin varsa yorumlarda belirtebilirsin.

Kusura bakma bugün benim de çenem düştü. Heyhat konuşmayı severim, yapacak bir şey yok. 

Eskiden bir kitabın peşine takılır, bitirene dek bir başkasının değil kapağını açmak, hangisini okuyacağımı dahi düşünmezdim. Bu benim için o ana mahsus bir keyifti çünkü. Ama bir iki yıldır çoklu okumalar yapıyorum. Bunları da bir kurgu ve bir de kurgudışı olarak kombine ediyorum ki aralarında bir uyum olsun. Hem de aynı anda iki kurgu okumak kısadevre yaptırabilir gibi bir endişem de oluyor arada :) 

Pazar günü de bu kurgudışı okumalardan olan İnsanın En Güzel Tarihi'ni bitirdim. İş Bankası Kültür Yayınlarının bu güzel dizisine Kadınların En Güzel Tarihi ile başlamıştım ve tadı da damağımda kalmıştı. Sonrasında tüm bibliyofil iştahımla aynı seriden kitaplığıma eklediklerimden biriydi İnsanın En Güzel Tarihi de.

Fotoğraf bana aittir.


İsmiyle müsemma, yeryüzündeki varoluşumuzun başlangıcına dair bir kitap bu. Konunun kendi alanında uzmanı olan biliminsanlarıyla önce yeryüzünün fethine, insanın dünyaya nasıl dağıldığına, sonra insanın kendini keşfine, hayalgücüne ve sanata, en son olarak da erk'i keşfine, yani kurulan otorite mekanizmasına dair oldukça sıkı bir sohbet okuyorsunuz. Benim altını çizdiğim bir dolu bölüm oldu; ama en çok etkilendiğim kısım, insanın tarihöncesi devirlerden bu yana kapasitesinin hep aynı olmasına dair olan bölümdü sanırım. Yani şöyle, ben hep bizim o devre göre zihinsel kapasite olarak daha ileride olduğumuzu düşünürdüm, ama orada deniyor ki "Hayır, insan hep aynı kapasitede, o zamanlarda da şu anda da aynı beyin yapısına sahip, bütün ilerleme boyunca bu beyni kullandık ve kullanmaya devam ediyoruz." Ben çok etkilenmiştim. Benim yüzde yüz tavsiye edeceğim bir kitap oldu.

Huh, bugün çok konuştum. Şimdi gidip az Alman polisiyesi okuyayım :)

27 Haziran 2022 Pazartesi

27 Haziran, Dalından düşen bir elma

Alıntıdır.

Dalından düşen bir elma geçti aklımdan ve Newton'ı değil ama Yeni Türkü'nün o güzel şarkısını anımsattı bana, "Başka Türlü Bir Şey".

Şimdi siz de dinleyin, ama keşke benim kulağımla dinleyebilseniz. Flütün yükselmesi ve sonrasında kemanenin giriş yapığı o kısmı bilhassa.


Şimdi konuya gelelim; Ne istediğimize dair soru sormamızı sağladı mı bu şarkı?

Geçen gün eşimle konuştuk, bugün yeniden bir sohbette geçti tekrardan; Kendimizi tanıyor muyuz?

Değerli okur, kendini biliyor musun?

Hiç sordun mu; ben kimim? Lütfen sor şu an. Ayşe, Ahmet, Süleyman; yaşın 20, 30, 60. Boyun, kilon, mesleğin, saçın değil.

Özün kim?

Ne istiyorsun?

Hayattaki nihai çıktın ne olacak?

Bir hayalin var mı?

Bugün, dünkünden farklı bir insan mısın?

Herkes iyiyi sever, sen sendeki kötüyü de görüp onu iyileştirmek için ne yapıyorsun?

Hadi bugün bunları düşün.

Benimle de paylaşabilirsin istersen.

10 Haziran 2022 Cuma

10 Haziran, Nasıl anlatayım?

Sabah insanın genzini yakan o baca dumanı nasıl anlatılır bilmiyorum. Evden çıkar çıkmaz insanın yüzüne jilet atan ayaz nasıl anlatılır. Uyurgezer gibi inmek konduların yokuşundan, çamurlu basamaklarda ayakların kaymasını, acele ederken çanağının üstüne oturmayı nasıl anlatayım ben.

Alıntıdır.

Gözlerinin mavisi çıkmış simitçinin gazeteye sardığı iki üç halka, dolmuş sırasında içilen sigara, nefes kokusu, çürük yumurta, mide bulantısı, zar zor oturabildiğin koltuk, "Bir kişi uzatsana,", "Müsait bir yerde,", kazık fren, üstüste yığılmak, "Terbiyesiz herif, utanma da yok, aaaa"; bunları nasıl anlatayım.

Sonra yine yürümek, başlayan kar, paltonun üzerinde biriken buzlar, "Selamün aleyküm usta,"lar, "Nerde kaldın ulan eşşoğlu"lar, biçilen kumaşlar, dikilen gömlekler, "Çabuk şunu Koyuncu Han altı numaraya götür, sallanma"lar, önünden geçilen vitrinler, senin olamayanlar, altı delik kunduralar, basınca su fışkırtan kaldırım taşları; ben bunları nasıl anlatayım.

Karanlıkta çıkmalar, eve gidesiye gene bir tur "Bir kişi uzatsana", kondu yokuşunu bu sefer tırmanma, bu sefer paçalara dek çamura saplanma, "Başka pantolonum yok" derdine düşme, "Sobayı da yakacağım daha" derdine de düşme, kıyıda kalan biraz peynir, bir iki turşu, ve akabinde umutsuz bir uyku.

Ben size bunları nasıl anlatayım bilmiyorum.

8 Haziran 2022 Çarşamba

8 Haziran, Şurdan Burdan

Bugün dolmuşta işyerine gelirken aklımdan çok hoş bir yazı planı geçti, fakat o an yanımda not defterim olmasına rağmen kalem yoktu!!! Esasen telefona da not alabilirdim ama evvel ezel telefona not almaya ısınamadım nedense. Not dediğin kağıt kalemle alınır arkadaş, başka türlüsü bana o tadı vermiyor, baksana unutmayı bile yeğliyorum :) Kendime çantaya atmalık kalem almak için fırsat kolluyorum demiyorum da :))

Mutfağa gidip geldim bir kahve yaptım, belki anımsarım diye ama nafile.. Giden gitmiş bulundu. Oysa o an nasıl da silinmez geliyordu. Yazının bakiliğine bir tecrübe daha. Artık bu his beni bırakmaz bir türlü, gönderemem. Hayıflanma ve pişmanlık.

Alıntıdır. - Nasıl güzel bir yer, keşke orada olsaydım.

Neyse, bugün biraz hastane işleri vardı koşturmalı, Çağan'ı bebekliğinden beri takip eden bir hocamız var, Çağan'ın yaşı ilerledikçe daha az görüşür olmuştuk, hem ziyaret hem kontrol maksadıyla gittik. Birbirimizi nasıl özlemişsek bir on dakika boyunca, "Ah sizi görmek ne güzel,"ler havada uçuştu. Hocamız Çağan'ın gelişimini çok beğendi, üç ay için sıkı bir plan yaptık, amaç Çağan'ın kaynaştırma olarak birinci sınıfa başlaması <3 Güzel başlangıç, güçlü bir hayat demek. Otizmliler ve aileleri için bu daha da önemli. Ne güzel insanlar var, Allah yolumuza hep güzel insanları çıkarsın.

Yarın da izinliyim, sabahtan minnoşumu özel eğitime götüreceğim, öğleden sonra da kimlik kartı ve ehliyet yenileme randevum var.

Size yazarken fark ettim aslında benim gündem baya dolu; cumartesi İzmir'de sevgili kuzenim V.'nin canım Ö. ile düğünü var, oraya gideceğiz, peşine çekirdek aile Antalya'da mini bir tatil -çünkü anneannemiz teyzeme düğün hazırlıkları için Denizli'ye yardıma gidecek haliyle zaten izin almamız gerekiyordu biz de böyle değerlendirelim dedik-, oradan da Denizli'deki ikinci düğüne geçeceğiz :))) Denizli'ye varana dek Çağanla maceralar nasıl olacak o da ayrı bir merak konusu çünkü anne baba Çağan ilk tatilimiz olacak :D inşallah Çağan bakımı ve mutluluğu konusunda sınıfta kalmayız :)))))

Havadisler şimdilik böyle, kendime de yeni bir konu için bol ilham perisi bekliyorum <3


6 Haziran 2022 Pazartesi

6 Haziran, Kitaptan kitaba

 Haftasonu yeni bir kitaba başladım, Amor Fowles'tan Nezaket Kuralları.

Daha önce yazarın Moskova'da Bir Beyefendi adlı kitabını okumuş ve onu da çok sevmiştim.

Nezaket Kuralları Büyük Buhran zamanını anlatıyor, yani konuya girişten bunu anladım şimdilik - ki dönem okumalarına bayılırımmmmmm-, bölüm başlıklarından biri Steinbeck'in Gazap Üzümleri'ne atıfta bulunuyordu ve ben "aaa öyle miymiş?" diyerek Gazap Üzümleri'ni okumamış olduğuma hayıflanıp hemen edinmenin peşine düştüm.

Alıntıdır.

Konuya geleceğim şimdi, okurluğun verdiği bu daldan dala atlama olayını ben çok seviyorum. Bir dipnot başka bir kitaba gebe, sana yeni ufuklar açıyor, bilmediğin bir noktaya ışık tutuyor ve sen o ışığa ilerleyip harikulade bir keşif yapıyorsun kendin için :) zincire halka ekleye ekleye büyüyor dağarcığın, bir bakmışsın bambaşka yerlere uzanmış ilgi alanların, hiç bilmediğin konularda bile tadımlık fikirlerin olmuş; üstelik kendince araştırma yapmayı öğrenmişsin, araştırmacılıktan lezzet almışsın, öğrenmenin keyfini çıkarıyorsun. Var mı bundan alası?

Gerçi böyle diye diye evde okunmayı bekleyen zilyon tane kitabım oldu olmasına amma iyi ki de almışım sevgili okur, almaktan pişman olmadığım tek şey onlar <3 Hayıflandığım tek nokta ise zamanı daha etkili kullanmayı başarabilmek, eğer onu da becerirsem şeytanın bacağını kırıyorum demektir!

Mutlu haftalar :)

3 Haziran 2022 Cuma

3 Haziran, İzlenimler

Zihin olarak hareketli ve buna istinaden fikir olarak bereketli bir dönemdeyim sanıyorum.
Aklımdan yazacak şeyler listesi eksik olmuyor.
Nasıl bir nimet bu anlatamam o kadar aydan sonra,
Henüz istediğim manada "yazamasam" da
Gönlümce bir iki kelime yazmak da tatmin ediyor bir bakıma.


Alıntıdır.


Bugün yürüdüm mesela,
En sevdiğim güzergahlardan birinde,
Neredeyse asırlık ağaçların altından geçerek
Tandoğan-Kızılay arasını kulağımda güzel müziklerle.
Hava hafif kapalı, ben de biraz hüzünlüydüm.
Ama huzurlu bir hüzündü bu,
Başka türlüsünü tarif edemedim.

Başka bir zaman ise bir görüşmenin akabinde,
Karşımdakinin aksettirdikleri bana fanusta olan bir balığı anımsattı.
Çok uzak yerlere yüzebilecekken camdan duvarlara hapsolmuş,
Yetenekleri heba olup gidiyor,
Kendisi bunun farkında ve bu çaresizliğin verdiği bungunlukla fanusta bir sağa bir sola yüzüyor.
Gözleri hüzünlü,
Burada ama değil.
İstediğim manada "yazabiliyor" olsam bu hali öyküleştirebilirdim.

Kelimeler dökülmeye başladı ya yeniden,
Derecik canlandı,
Suyun aktığı yatak kurak değil artık,
Şimdilik bu da yeterli :)

2 Haziran 2022 Perşembe

2 Haziran, Denge üzerine

Alıntıdır.

Dengeyi severim.

Her sabah kalktığımda kalbimi şöyle bir yoklarım, çünkü bazen sebepsiz bir telaş yoklar içimi.

Kendi düzenimde hazırlanır, o sırada henüz uyanmamış oğlumu sevgiyle seyrederim.

İşyerine gelir, çayımı içer, bismillah der işime başlarım.

Her gün yeni bir aksiyon olmasa da, her günü dengede geçiriyorsam eğer benim için bir kazanımdır.

Bir önceki günüme göre okuduğum her sayfa benim için kazanımdır.

Yeni bir şarkı dinlemek bir kazanımdır.

Kahve içerken tebessüm ve samimiyetle edilen iki çift laf bir kazanımdır.

Bir arkadaşımın beni kalbiyle dinlemesi benim için kazanımdır.

Eve dönerken yürüdüğüm yollar, dinlediğim podcastler, burnuma tüten hanımeli kokuları,

Apartmanımızın çardağında oturan komşularım,

Bahçede oynayan çocuklar, onların arasında koşturan oğlum,

Eve gittiğimde alelacele pişirdiğim uyduruk yemekler/annemden gelen güzel yemekler,

Yemeğin ardına demlenen - bazen sallanan o çay,

Eşle "Bugün ne yaptın, günün nasıl geçti?" diyalogları.

Bunlar bütün o dengenin temel taşları. Basit ama benim için çok anlamlı.

Tümü için şükran doluyum.

1 Haziran 2022 Çarşamba

1 Haziran; An

Şu an çalışıyorum.

Solumda sevgili kırmızı fincanımda sade Türk kahvesi, yarabbim nasıl güzel.

Kulaklığımda bir şarkı; Alela Diane - émigré

Diğer arkadaşlarımın hepsi kendi işinde.

Birden "an"ın farkına vardım, ki bu bana her zaman gel-e-meyen bir duygu.

İçinde bulunduğum an bir fotoğraf karesiymiş de onu inceliyorum gibi.

Ve bana huzurlu hissettiriyor.

Herşey yolundaymış gibi, kendi yatağında sessizce akan minik bir dere misali:

Su gideceği yere kendiliğinden varıyor.


Alıntıdır. -Eğer an'ın resmi olsaydı, bu olurdu bence.


Böylesi bir farkındalığı yazık ki her zaman yakalayamıyorum.

-Bir yudum daha.-

Birkaç gündür daha iyiyim ama bu konuda. -Yazının faydası böyle bir şey işte.

Şükür moments diyorlar ya sosyal medyada :) bir durup nefes alıyorsun.

-Telefon geldi kreşten, bir an nasıl devam edeceğimi unutmuşken geri yakaladım.-

Evet nefesi sürekli alıyoruz ama,

Geniş geniş ve derin bir nefes almak, yaşadığının anın tadını alabilmek bambaşka.


Nicelerine sevgiyle niyet ediyorum 🌷



31 Mayıs 2022 Salı

31 Mayıs; Haberler ve Tepkiler

Alıntıdır.

 Sabah bir haber aldım.

(Merak etmeyin kötü bir haber değil.)

Ama haberi aldığımdan beri ben altüst.

ağla ağla ağla ağla ağla

Sonra bir de eşime ağla ağla ağla ağla ağla. 

Durumlar/olaylar insanları koşullara göre nasıl da sarsabiliyor. Kimisinin duyduğunda hayretler içinde kalacağı bir olayı, bir diğeri çok sıradan addedebiliyor. Bazısı haykırıyor içinden taşanı, bazısı da oldukça sakin karşılıyor.

Ne kadar insan, o kadar farklı reaksiyon.

İnsanlığın türlü halleri yani.

Bunu kavrasam da henüz alışamadım.

5 Temmuz, Çağan’ı beklerken..

Ne çok bekledim bu kapılarda değerli okur, hala bekliyorum ve bir ömür de Allah sağlık versin beklemeye devam edeceğim, edeceğiz.. İçerde Ça...