Yazacak öyle çok şey birikti ki; hangi birini yazsam bilemiyorum. İyisi mi yeni kitap alışverişlerimi yarına erteleyip, bugün başka şeylerden bahsedelim.
Hafta sonunda cumartesi gününü mecburen AVM'de (çünkü yapılacak alışverişler vardı), pazar gününü ise köyde geçirdik. Çağan'a bir kaç parça kıyafet ve bir de şirin bir şapka aldık; çünkü kreşten dönerken yarım gün gittiği için öğle vaktine denk geliyor ve güneş çarpar diye korkuyoruz. Ancak çocuğumun şapkaya karşı bir alerjisi var sanırım; ne zaman şapka taksak iki dakika bile kalmıyor başında, sağa sola fırlatıp atıyor 😓
Asıl güzel olan dünkü köy gezimizdi. Köyümüz Ankara'ya oldukça yakın; zaten artık köy değil mahalle olarak geçiyor ama bizimki ağız alışkanlığı. Ve köylünün çoğu da kendince sistematik (ve çarpık düzen😓) besiciliğe merak saldığı için köy de köylükten çıktı, OSB'den hallice bir habitata sahip. Bizim de ufak bir arazimiz var, üzerine bir prefabrik ev kurdurup hafta sonlarımızı orada geçirmek istiyoruz. Hem Çağan toprakla haşır neşir olur, hemde şehirden kaçıp sığınabileceğimiz bir mekana kavuşuruz. Gerçi bu popülasyon artışı varken bizim şehirden kaçma planımız biraz sakatlandı ama :/
Köye gidince de haliyle bir sürü fotoğraf çektim; Instagram Story'de paylaştım ama asıl burada saklamak istiyorum ki kalıcı olsunlar. Pastoral sahneler de her zaman hoşuma gitmiştir. Bakalım sizler nasıl bulacaksınız?
En sevdiklerimden biri bu fotoğraf; enerjisi bana yalınlığın ve yalnızlığın güzelliğini, huzurunu yayıyor. Hatta hemen telefon duvar kağıdı yaptım :)
***
***
***
***
Genelde gün batımı gökyüzünü fotoğraflasam da, bulutlar çok ihtişamlılardı, çekmeden edemedim. Hiçbir makine gerçek görüntünün derinliğini veremiyor ama...
***
En son da bu sarı bozkır güzellerini paylaşayım..
Her biri, kendi içinde başka; bütünlüğün ahenginde başka güzeller.
***
Hoşça kalın!





İlk fotoğraf ve hemen altındaki koyunların olduğu fotoğraf çok etkiledi beni. Kendi köyümü, yani çocukluğumu, geçen yılları hatırlattı. Yaşadığım şehirle kendi köyüm arasında maalesef 1000 km var ve her geçen yıl daha da uzaklaşıyorum. " Yine kamyonlar kavun taşır, fakat içimde şarkı bitti Cahit Külebi"
YanıtlaSilYorumunuz da beni çok etkiledi biliyor musunuz? "Fakat içimde şarkı bitti..."
SilMis gibi doğa kokusu geliyor burnumuza fotoğraflara bakarken. Ah şehir insanım nasıl da uzaklaşıyor yaşamdan, sözde yaşamın yoğunluğunda. Şanslı olduğunuzu düşündüm şu an, en azından bir nebze kaçış ihtimaliniz var.
YanıtlaSilEvet, nispeten şanslı fakat şansı da şu anda boşa harcayarak geçirip gidiyoruz günlerimizi...
Silay evet hepsi de ne güzelmiş :) insta adresin neydi göremedim dur :) benim de the deeptone işte, blogumda sağda :)
YanıtlaSil@kitapcikedisi insta adresim, ben de senin hesabına geliyorum hemen :)
Silgeldin mi hemen, göremedim ki, en az on tane kitapçıkedisi var yaaa
Sil