Yine mükemmel ötesi bir soru daha! Hem zamanda yolculuk yapıyoruz; hem genç halimizle karşılaşıyoruz ve bir de tavsiye veriyoruz. Ne olağanüstü, ne fantastik bir durum!
Ha ha, zamanda yolculuk değil canım; genç halimizin verdiğimiz tavsiyeye kulak kabartması tabii ki fantastik olan şey!
Şimdi bir de öğüdüme bakın;
"Her yüzüne güleni dostun sanma!"
Tam bir 50+ facebook sayfası özlü sözü item'i değil de ne? :))
Ama doğruluğunun su götürmediği de bir gerçek!
Allahımmm! Ne çektim ben bu yüzden. Bir ara her yüzüme güleni sahiden dostum sanıp, bir de içimi dökerdim. Sonra duydum ki, onlar da diğer bir özlü söz olan "Güvenip söyleme dostuna, o da söyler dostuna." prensipleri gereğince hareket etmişler. Neyse ki; benim gerçek dostlar da bu prensibi uyguladı da ben bundan haberdar oldum :) Ama o zamana dek yiyeceğim kadar kazığı da yemiş bulundum :(
![]() |
| Görsel alıntıdır. |
Bunu böyle mizahla harmanlayıp anlattığıma bakmayın; aslında bunlar acı tecrübeler oluyor bir bakıma. Yaşadığın hayal kırıklığı da cabası. İnsanların nasıl oluyor da kalpleri kararıyor, nasıl bilerek ve isteyerek insanları aşağı çekmek istiyorlar hala anlayabilmiş değilim. Ama şu var, bunun üzerine düşünmeyi ve üzülmeyi bıraktım. Bir insan hakkında olumsuz şeyler hissediyorsam, otomatik olarak mesafe koyuyorum ama bu onun bile hissedemeyeceği cinsten oluyor. Ona bulaşmak yerine, çalıyı dolaşıyorum; uzun vadede canım sıkılmıyor ;) Evet, o sahte sırtlan gülüşleri gördükçe sinirlerim bozulmuyor değil; ama bu yüzden kendi yüzümü asarsam daha beter bir zul olacak. Bakıyorum bana doğru geliyor, iki laf ediyor; "Hıhı, evet cnm ya, evet evet..." diyip geçiyorum :)))
Sizin var mı böyle öğütleriniz, hani geçmişe dönsem de kendime söylesem dediğiniz? Dilerseniz paylaşabilirsiniz :)
Hoşça kalın!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder