23 Temmuz 2018 Pazartesi

Kitap Bahsine Devam

Haftasonu ışık hızıyla geldi geçti; yine bir halt anlamadım.

Cumartesi kalktığımda modum inanılmaz düşüktü zaten. Bir hafta yaşadığım ve bastırmaya çalıştığım tüm stres bir yolunu bulup dışarı çıkmaya çalışıyordu; bense boş bir çuval gibi hissediyordum. İçimden inanılmaz derecede basıp bir yerlere gitmek geliyor fakat içinde bulunduğum durum itibariyle bu hayli zor... Haftasonu bir yerlere gitmeye kalksan zaten zamanın yarısı yolda geçiyor. Kısaca bünyemde alarmlar çalıyor, nereye dek götüreceğim bir fikrim yok. (Şu anda bir sağ sekmede, haftasonu turlarını araştırmaya başladım.)

Resim David Hettinger

Hah! Ya da tam da böyle bir haftasonu da isterdim. Ama tam bu evde, şöyle sere serpe, bir yanda çay, bir yanda kahve. İsteyince uyuklamalı, bazen balkona çıkmalı... Ama muhakkak kitaplı!

Bir tweet'te denk geldim sanırım, ya da Instagram'da, bilemiyorum; bir kitabın peşine düştüm, ismi "Yazma Cesareti". Nihan Kaya'nın imiş. Okumak istedim, hemen sabah baktım kitap satış sitelerine ama satışı yok görünüyordu. Hemen Nadir Kitap geldi aklıma, şükür orada vardı. Şimdi kargo yolu gözleyeceğim. İçimde sürekli bir yazıya dönme isteği var fakat işte cesaret yok. Cesaret de değil de aslında atalet var sanırım bende. Hep "yazacağım," diyorum fakat bir aksiyon yok. Nasıl anlatsam, elim bir türlü varmıyor gibi, "yazsam ne olacak, pfff" da diyorum bazen. Motivasyonum mu eksik, kafam mı karışık? Amaaan, ne bileyim. Kısacası yazmak istiyorum fakat yazma adına hiçbir şey yapmıyorum, yalnızca şikayetleniyorum. Otur sıfır! 
Bir de sanırım (yine sanırım, çünkü bu sıralar hafızama pek güvenemiyorum) arkadaşım FZ okuyordu; Engin Geçtan, İnsan Olmak. Cümleleri gördükçe, kitabın tamamını okumaya yönelik inanılmaz bir merak duyuyorum fakat kısa vadede okumayı planladığım yaklaşık on kitabım olunca, onu sonbahar dönemine ertelesem daha iyi olacak gibi.

Bu arada, canım Ayfer Tunç'un külliyatından bir kitabı daha bitirmenin mutluluğu içindeyim. Mutluluk dediğime de bakmayın, "Dünya Ağrısı" hayli sancılı bir okumaydı benim için. Mürşit'i, içindeki ağrıyı, bulunduğu ortama bir türlü ait olamayışını öyle ustaca yazmış ki Tunç; birebir hissettim okurken. Madenci ile diyalogları tam ciğere hançerdi zaten. Kısaca okuyun derim, okuyun, Ayfer Tunç'un tüm kitaplarını okuyun hatta...

Haftasonunu anlatmaya başlamıştım ama konu kitaplara geldi. Kısmet buymuş :) Bolca da şikayet etmişim sağdan soldan, affola!

Hoşça kalın!

2 yorum:

  1. Ayfer Tunç dan öykü okumayı daha çok seviyorum. Dünya Ağrısı'nı beğenmeme rağmen; Aziz Bey Hadisesi ve Mağara Arkadaşları nın biraz geride kaldı benim için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mağara Arkadaşları gelecek ayki kitabımız :) şimdiden heyecanlıyım ben de okuyacağımız için :)

      Sil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...