8 Temmuz 2018 Pazar

Haftasonuna Dair

Şu an sırtım güneş yanığından dolayı kıpkırmızı ve Hametan ile sıvanmış durumda resmen! Ama Çağan uyudu ve inanılmaz yazasım var; o yüzden fırsatı değerlendirmek istedim.

Görsel bana aittir.
Dün sabah (cumartesi sabahı) ev toparlama ve temizleme işini erkenden hallettim. Bu durum zamanımdan oldukça tasarruf ettirdi aslında; çok iyi oldu. Çağan'ın öğle yemeğini yedirirken esnemeye başlamıştı zaten, yemekten sonra güzeel bir uykuya yattı. Bense hemen "Acaba ne okusam?" derdine düştüm. Yine geçen yılki alışverişlerden kalma bir öykü kitabı geçti elime, Melisa Kesmez'den "Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz". O hızla ben bayağı bayağı yarıladım kitabı zaten :) Bu akşam da bitirdim bu arada. 25 öyküden oluşan kitapta oldukça dişe dokunur öyküler vardı. Keyifle okudum, öyküseverlere de tavsiye ederim. Oldukça uzun zamandır öykü okumamıştım, Instagram'da da değindiğim gibi, bana çok iyi geldi!

Akşama doğru ise, önce eşimin gözlük reçetesini yaptırmaya gittik, oradan da "Ne yapsak?" diye düşünürken, kız kardeşim "Haydi Hamamönü'ne gidelim!" deyince, düştük peşine.

Görsel bana aittir.
Aslında evimize fazla uzakta olmayan bir konumda olmasına rağmen, senede -hatta iki senede- bir ancak yolumuzun düştüğü yerlerden biri burası da. Oysa ki geçirdiği çevre düzenlemesinden sonra bayağı hareketli ve hoş bir mekan oldu. Biz akşam vakti gittiğimiz için gezmek istediğim müzeleri gezemedim ama sokaklardaki o curcuna bile mutlu etmeye yetti. Çay kahve içmek için oturduğumuz Kocatepe'de ise bir evlilik teklifi telaşı yaşanıyordu; konfetiler saklandı, "Benimle evlenirmisin Gamzem?" yazan bir afiş, teklif anından hemen önce açılmak üzere konuşlandırıldı. Bu arada soru eki "misin" afişte bitişik yazılmıştı; bence direk sınıfta bırakacak bir hataydı :) İnşallah Gamze, imla hatalarına benim kadar kafayı takan bir insan değildir :)))

Görsel bana aittir.

Nerede bir kapı görürsem dayanamam, fotoğraflarım. Kapılar anlamlı gelir bana çünkü. İçeri ile dışarıyı, güven ile tehlikeyi, gizli ile aleniyi ayırır birbirinden. Kapı aslında başlıbaşına üzerinde uzuuunca yazılması gereken bir konu. Bu arada Magda Szabo'nun Kapı isimli romanını da anımsamadan geçemeyeceğim. Canım Emerenc, seni unutamam...


Bugün ise görümcem, ama ben onu ablam gibi görürüm, "Haydi pikniğe gidelim" deyince, yine yollara düştük. Ama işte, yanlış bir saatte çıkış yaptık ki o da omuzlarımın ve sırtımın feci derecede yanmasına sebep oldu :((( Ben beyaz peynirden hallice bir cilt tonuna sahip olunca her yıl böyle bir durumu yaşamak farz oluyor. Şimdi yazarken bile, nasıl har har yanıyorum :((( Ama yine de gezintimiz güzeldi, hele akşam Mogan kıyısında salıncakta çay keyfi daha da güzeldi :) Gerçi orada da Çağan bayağı huysuzluk etti ama Çağanlı hayat da böyle! Dünkü çiçeği burnunda çift, bizim bugünkü hallerimizi görse sanırım bir kez daha düşünürlerdi :))) Şaka şaka :)))

Neyse, benim haftasonu gevezeliklerim bu kadar! Yarına nasıl bir soru bulup cevaplarım bilinmez :)

Hoşça kalın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...