Yazmaya başlamışken, seriyi bozmadan her gün yazı eklemek istiyordum ama; bu seferki mazeret esaslıydı. Kuzenim nişanlandı! :) Hafta sonunu Bilecik'te geçirdik. Şimdi her anımı buraya yazamayacağım tabii ama her anının müthiş keyifli olduğunu hiç ama hiç unutmayacağım :)
Geçecek...
Ne mi?
Neyi takıyorsan...
İşte benim mesajım;
"GEÇECEK!"
Kendine sarıl, bir nefes al ve mırıldan.
İnanmasan da yap bunu.. Başta gülünç gelecek..
Ama tecrübe ettim.
Hiç geçmez sandıklarım oldu.
Nefes aldırmıyordu, inan.
Sabah uyanır uyanmaz bir karadeliğe açılıyordu pencerem.
Kirpiklerim gün boyu yağmura gebe bulutları ağırlardı.
Ama güneş açtı..
Bak, hemen demiyorum.
Biraz zaman lazım.
Ve ille sabır.
Ne derler;
"Sabırla koruk helva olurmuş."
Bu süreçte sana ne iyi geliyorsa onu yapmayı dene.
Ben yazarak hafifletmiştim sıkıntımı.
Çokça da okudum.
Harfler merhem oldu sızıma diyebilirim.
Sonra, sen kendinle meşgulken;
Yağmurun yağdığını unutuyorsun.
Hiç farkında değilken bir ışık rahatsız ediyor seni;
Söyleniyorsun üstüne üstlük!
Perdelerini çekmek üzereyken birden anlıyorsun;
Güneş açmış!!!
"Umutsuzluk yok!
Gün gelir; gül de açar, bülbül de öter."
Sezai KARAKOÇ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder