Var mı?
Ya da şöyle yapalım;
"Garanticilik" hususunu düşünelim.
Otuz bir yaşındayım.
Şu ana dek "garantici" denilebilecek bir tutumum oldu yaşamımda.
İlle sağlama almam lazım bir şeyleri.
Yoksa içim içimi yer.
Panik olurum.
Denize girsem fazla açılamam,
Ayağım yere basmalı;
İlerilere gitsem bile erişilecek uzaklıktan ötesine kulaç atamam.
Kendimi güvene almama yarıyor bu huyum.
Ama sanırım, yavaş yavaş bırakacağım.
Dün, eski işyeri arkadaşım A. Ablanın babasının cenazesine katılmak üzere Karşıyaka'ya gittim.
Mezarlıklar her insanın az da olsa kendi içine döndükleri yerlerdir.
Bu sefer bana düşündürdüğü, "garanticilik" hususunda oldu.
Binlerce insan,
Binlerce yaşanmışlık aynı yerde toprağa verilmişti.
Temkinliler de, uçlarda yaşayanlar da,
Riski deneyimleyip tecrübe edinenler;
Ve yağmur yağacak, ıslanacağım, ıslanırsam ne olur deyip yağmurun tadına varamayanlar da...
Almam gereken bir risk var, evet;
Yavaş yavaş da verdiğim kararı olgunlaştırıyorum.
Ben bu sefer, garantiyi değil;
İçimden geleni, doğru olacağını düşündüğüm seçeneği tercih ediyorum.
Hayatın garantisi yok ki;
Olacak olan zaten olacaktır.
Allah, seçimlerimizde hakkımızda hayırlısı olanı versin.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder