Babaannemi çok severdim. Bahsetmişimdir, beni babaannem ve halam büyüttü. Ama babaannemin sevgisi ve yeri ayrıydı her zaman. Çocukluk işte, ben 5-6 yaşlarındayken o da olsa olsa 60'larındaydı belki ama kalp rahatsızlığı vardı ve ara sıra sancılanırdı. Nasıl korkardım babaanneme bir şey olacak diye, halamın verdiği dilaltı hapı etkisini gösterene dek dua ederdim iyi olması için.
Sizlere uzun zamandır hep edebiyattan bahsediyordum değerli okur. Ama bugün sizlere yukarıda andığım günlerden bu günlere birlikte yol aldığım arkadaşımı anlatmak istiyorum biraz. Tanıştırayım; kaygı...
Kaygılı bir çocuktum evet, sürekli düşünürdüm, "Annem ocağı kapattı mı?", "Yazılıdan yüksek alacak mıyım?" ya da "Okuldan çıkınca evde kimseyi bulamazsam?" Tabii bu kaygıların arkasında daha başka faktörler de bulunuyor ancak şu an hepsini tabii yazamam..
| Bahçemdeki badem <3 |
Büyüdükçe kaygılarımın formatları da değişti. Özellikle ölüm ve kaybetme kaygılarım her zaman çok yüksek oldu. Değer verdiğim insanları kaybetme kaygım çok fazladır mesela. Hep bahsetmişimdir; şu an çalıştığım işyerine geçerken çok büyük kaygılarım vardı, çünkü çok sevildiğim bir yerden geliyordum, alışabilecek miydim? Ya da kabul görecek miydim? Çok uzun bir süre köksüz hissetmiştim kendimi, çünkü ben hemen bağ kurarım aslında..
İki görümcemi kanserden kaybettikten sonra, ki bütün süreçlerinde son ana dek yanlarındaydım, hala atlatamadığım bir hastalık kaygım gelişti. Çağan doğana dek her şey çok yolundayken doğumdan sonra 11 gün küvezde kalması ve oradayken aldığı corpus callosum agenezisi tanısı, çocuk yoğun bakım servisinin hemşire odasında karşımızda iki doktorun "Her şey olabilir..." demesinin yarattığı kaygıyı ise nasıl tarif ederim bilmiyorum.
Kaygı için zaman zaman ilaç kullandım, ama çoğunlukla kendim mücadele ettim. Son dört yıldır kimi zaman hafif kimi zaman orta şiddetli kaygı düğümleri yaşıyorum. En son geçen hafta Çağan'ı acile tek başıma götürdükten sonra bir şekilde yine depreştiler, ve bahardayız ki baharda depreşmeye hep teşneler, kendime "Bu da geçecek," diyorum. Kaygılar geçiyor bir şekilde gerçekten, ama kolay ama zor, bir kaç gün sonra gamsız bir kahkaha atabiliyorsun. Terapi her zaman düşündüğüm fakat hep ertelediğim, temelde ise kaçtığım bir yöntem oldu. -Şimdilerde ilk seansları müesseseden olmak üzere (??!:)) amatör olarak yapan bir dostum var ve her daim benimle olan canım kardeşim Begit’im, iyi ki varlar.. Daim olsunlar..
Bu yazıyı kaygılı geçirdiğim bugünlerde hiçbirimizin hayatının mükemmel ya da her günün güneşli olmadığını bir de benim penceremden göstermek için yazdım. Ve belki aynı yolda yürüdüğümüz arkadaşlarım vardır, bir selam verip "yalnız değilsiniz" demek için. Sizin de hayatlarınızda kaygıdan muzdarip olanlar varsa, bir de onların gözünden bakabilesiniz diye. Hatta paylaşmak isterseniz yorumlara da beklerim.
Kendimi bütün iniş ve çıkışlarımla, yine de çok seviyorum. Bu şarkı da kendime armağanım olsun <3
Ben müsait olduğunda telefon etmek üzere yorum hakkımı saklı tutuyorum, zira bu aralar kaygı bende de misafir...
YanıtlaSilNe zaman istersen ablacığım <3
SilKaygıdan kaygılanmak..
YanıtlaSilAslında kaygı en büyük koruyucumuz ve kendimizi tanımak ve geliştirmek için de bir şansımız, dizginleri elimizde tutabilirsek…
Senin de dediğin gibi “sadece ben yaşıyorum” fikrini kırmak bile büyük bir adım, değil mi…
Kaygılarımın kökenlerini analiz edebiliyorum ama devreye girdiğinde çıkmaya çabalarken bu analizler de pek yardımcı olamıyor bazen; püf noktası senin tabirinle "dizginleri elinde tutmak"
SilDilerim kaygıyı kolaylıkla yönetebildiğimiz zamanlarımız daha fazla olur <3
Kaygida dibe vuduktan sonra artik kaygilanamamak diye bir durum da var. Beynin kendini yemesi durumu, belli bolgelerin cok fazla yikici hormonla kuculme ve islevsel olamama durumu. Bazen kaygi geldiginde, en kotuyu dusunup ardindan onun bile en kotu son olmadigini dusunebilirse insan, yani bu egzersizi yapabilirse, kaygi kendinden kayboluyor. Bir miktar nihilizm, kaygiya karsi en guclu ilaca.
YanıtlaSilAslında beynini alıştırabiliyorsun kaygının aleyhinde düşünmeye, sanırım ben de bunu genellikle yapıyorum. Çünkü bahsettiğim gibi özellikle son dört senedir kaygıda devasa ilerlemeler kaydettim, bunu da aşağı yukarı bahsettiğin yöntemin bir benzerini uygulayarak hallettim. "Olacak olan olacaktır," diyorum kendime. -Burada birinin kulaklarını çınlatacağım......-
Silhımmm umarım hiç kaygısız olacağın zamanlar çok uzak değildiir :)
YanıtlaSilSıfır kaygı mı? Hmm, cennette ancak :)))
SilSanırım, kaygı bozukluğu rahatsız edici boyutlara ulaşırsa, en azından bir süre kontrol altına almak için doktor kontrolünde ilaç tedavisi işe yarıyor, diye biliyorum.
YanıtlaSilUmarım, kısa zamanda üstesinden gelinebilir hale gelsin.
Ekmekçim, çok daha kötü zamanlarım olmuştu özellikle doğumdan sonra, şu anki solda sıfır sayılır çok şükür :) Bugün tüm gün toprak ve kitap iyi geldi <3
Sil