25 Mart 2023 Cumartesi

Mektup | 2

Darren Thompson


(…)

Kendime söz vermiştim, senden bir cevap gelmedikçe sana bir daha yazmayacaktım. İnsan iki mektubu üstüste cevapsız bırakır mı? Yine tutamadım kendimi. Bir demlik çayım vardı, hem de karanfilli! Kağıdı kalemi aldım, mutfaktaki formika masaya oturdum sana yine uzun bir mektup yazdım. Alacağın olsun ama. Neyse, daha fazla sitemde bulunmayacağım.

Geçen gün ne oldu? Hatırlıyorsun değil mi Bahriye Teyzeyi? Bizim alt kat komşumuz. Bir iki defa bizim evde elini öpmüşlüğün de olmuştu. Süzmüştü seni beğendiğini hiç saklamadan. Beni çağırmış okuldayken, eve geldiğimde annem verdi haberi "Bahriye teyzen istiyor seni," dedi. Hemen yüzüm ekşidi tabii.. Bahriyeciğim beni neden ister? Tabii ki vergi iadesi dolduracağız.. Yüz yirmi azman lise öğrencisine Fransızca fiil çekimi anlattıktan sonra çok da cazip gelmedi ama yapacak bir şey yok, aşağı inilecek, o zarf doldurulacak. Yoksa Bahriye Teyzenin gazabına uğramak işten bile değil, çarpıverir kapıyı yüzüne!

Neyse, yemekten sonra indim aşağı. Aslan başı kapı tokmağının üzerindeki pirinç levhaya zarif bir yazı ile  nakşedilmiş "Fevzi Haktanır" ismini okumayı söktüğüm günden beri kim bilir kaçıncı kez hayranlıkla incelemiştim. Bahriyeciğim karşısında beni görünce yüzü aydınlandı, "Kaynanan seviyormuş kız," dedi, muhtemelen kırdığı potu fark etmeyerek, "Çayı yeni demlemiştim, karşılıklı içiyorduk biz de," Karşılıklı içme meselesi garip gelse de durmadım üzerinde. Çünkü kesme kristal avizeli, mermer sehpalı, tavanını devasa bir sarmaşık kaplamış o salona giriş yapıyordum. Koyu maun büfenin önündeki masaya buyur etti beni. Dantel örtünün üzerinde düzgünce istiflenmiş fatura ve fişlerle birlikte bir vergi iadesi zarfı, tam karşımda ise gümüş bir çerçeve içinde rahmetli Fevzi Amcanın ordu yıllarından kalma bir portresi, önünde de kesme kristal ince belli çay bardağı duruyordu. Bahriye Teyze elinde başka bir çay bardağıyla benim yanımda bitiverdi. Sana tuhaf gelecek belki ama ne kadar yaşladığını o ana dek hiç fark etmemiştim. 

İki kısa hoşbeşten sonra ben zarfın üzerini karınca duası misali bir yazıyla doldurmaya başladım. O esnada Bahriye Teyze "Çayın soğumuştur senin," diyerek ayağa kalktı. "Yok teyzeciğim, ben az soğuyunca daha çok tadını alıyorum," demeye kalmadan Fevzi Amcanın önündeki bardağı kapıp gitmesin mi? KDV, yüzde hesabı filan çıktı aklımdan. "Zavallı Bahriye Teyzeciğim," dedim içimden, çok kötü bir hüzün çöktü, sana nasıl anlatayım bilemiyorum... 

Terliklerini parkenin üzerinde sürüye sürüye geldi, çayı özenle bıraktı fotoğrafın önüne. Ona nasıl dehşetle baktıysam artık, kendini açıklama ihtiyacı hissetmiş olacak ki, "Merak etme çocuğum, henüz bunamadım" dedi. Masanın üzerinde duran Samsun'dan bir tane çekip yaktı. "Fevzi ile kırk yılım geçti benim. Şimdi aşağı yukarı yetmişbeş yaşımdayım.. Onbeşimde evlendim. Onunla geçirdiğim yıllarım, onsuz geçirdiklerimden hala daha fazla.. Kendimi gittiğine hala alıştıramadım.. Neden kendime daha fazla eziyet edeyim ki? Duvarlarla konuşacağıma fotoğrafıyla konuşuyorum, hepi topu bir bardak da çay ikram ediyorum. Geçmiyor ki başka türlü ömür.. Bitmiyor ki çekip gitsem yanına.."

Nasıl sarsıldım tabii tahmin edersin. Sıkı sıkı sarıldım küçücük vücuduna. Sırtımı tıpışladı o da. Sonra fazla duygusal olduğumuza kanaat getirmiş olacak ki tatlı sert "Hadi hadi," dedi, "Kaytarma valla ikram etmem şekerpareden,"

Şimdi ben de sana ihtar çekiyorum ama ciddi ciddi sert! Bir hafta içinde cevap yazmazsan bir daha mektubun m'sini göremezsin, kalırsın o dağ başlarında bir başına! Hoş belki de istediğin budur ya.. Tamam tamam, taşlar bitti, söz. 

Sitem ve sevgiyle.

13 yorum:

  1. Çok iyiydi.... fakat cümlelere kapılmış giderken niyeyse aklımdan Tanpınar tadı geçiyordu,

    Garip!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Üstadım ama valla Tanpınar'ı en son iki yıl önce okudum, Huzur ile.. :) Aslında şimdi de bir Mahur Beste mi okusam dersiniz?

      Sil
    2. Okurken yazının verdiği tadı iç sesim böyle tanımladı, ben de ona uyup yorumu yazdım, Tanpınar vurgusu bir kıyas değil yani, yazının niteliğine vurgu ve o anlık bir his, sıfat. Yoksa okuduğum tam anlamıyla özgün bir Mimoza öyküsüydü. :) Mahur Beste'yi okumadım bilmiyorum, ama benim en bayıldığım yazarlardan biri -yakın çağdan- öykücü ve romancı jale Sancak'tır. Okumadıysan daha önce, bir göz atmanı öneririm.:)

      Sil
    3. Oh, siz böyle deyince ben bir mutlu oluyorum ki :) Üstadım çok teşekkür ederim <3
      Jale Sancak'ın iki kitabı var bende, şimdi raftan çekeyim, Abigail'den sonra inşallah bir bakayım :)))

      Sil
  2. aldın beni, götürdün eski zamanlara mimozacığım. her duyguyu mektuplara sığdırdığımız zamanlara...ne çok severdim, mektup almayı da yazmayı da. ve sen ne güzel yazmışsın yine

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şule Hocam, ben mektup çağına çok yetişemedim ama nedense mektup yazmak bana çok iyi hissettiriyor. Ben de ne yapayım böyle yazanı meçhul, alıcısı meçhul mektuplara veriyorum kelimelerimi :) çok teşekkür ederim çok <3

      Sil
    2. ay benim ömrümün çok ciddi bir kısmına damgasını vurdu mektuplaşma sanırım. hatta mektup kutularım vardır (dikkat et çoğul :P) atmaya kıyamayıp saklarım tabii bir de :) ablamın mardinde öğretmenlik yaptığı yıllar, ben lisadeyken izmire taşındığımız iki yıl, sonrasındaki üniversite zamanlarına ait olanlar derken...mektup alma ve yazmanın keyfi çok başkadır. ay bir blog yazısı yazayım ben en iyisi :) bak pandoranın kutusunu açtırdın bana :P

      Sil
    3. E ne güzel oldu açıldıysa işte :) biz de bayıla bayıla okuyalım madem Şuleciğim Hocacığım :)):):)

      Sil
  3. Fevzi Amca, Bahriye Teyze ... <3 <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nereden geldiler, nasıl buldum inan ben de bilmiyorum <3

      Sil
  4. Ben direkt bir öyküye başlayamıyorum bugünlerde, olaya mektup gibi giriş yapınca daha kolay geliyor kelimeler zihnime. Hiç yoktan böyle bir şey çıktı en son işte :) Çok teşekkür ederim İlkaycığım güzel yorumun için, ilham hep bizimle olsun :)

    YanıtlaSil
  5. bak işte buruk nostaljik dilin senin, sevinç çokum, şermin yaşar, melisa kesmez, silah arkadaşların :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa Deep :))) şımarıcam sanırım :) Şermin Yaşar'ı inanılmaz merak ediyorum, hiç okumadım :))

      Sil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...