Değerli okur, havalar düzeldikten sonra günler daha keyifli geçmeye başladı, en azından benim için. Öğle araları çıkıp bir yürüyüş yapmak, bir güneş almak insana iyi hissettiriyor. Bugün de yemekten sonra çıkıp market, kuruyemişçi vs dolaştık, pazarımızı yaptık. H. ile özellikle bilumum yaşlı teyzelerin hedefi oluyoruz, bizi harıl harıl bir şeyler konuşup hızlı hızlı yürürken gören teyzeler muhakkak bir laf atıyor; "Ah ne vardı da ben de sizin yaşınızda olsaydım," diye. Sonra kendiliğinden bir sohbet başlıyor. En son teyzemiz Çankırı'lıydı mesela. Eşini yirmiyedi sene evvel kaybetmiş, buralarda bir gecekondusu varmış, apartman yapmışlar, iki dairesi teyzeninmiş, evlatları hayırsızmış, kapısını açmazlarmış, iyi ki kapıcılık etmiş zamanında çok çekmiş ama şimdi rahattaymış, kiraları tıkır tıkır yiyormuş. Hepi topu beş dakikada teyzeler deşarj oluveriyorlar. Sözünü kesip gitmeye de kıyamıyorsun, belli ki dört duvardan sonra her bulduğuyla konuşmak istiyor insan... Yine aynı yere geliyorum, insan insanla güzel.. İnsan insana her zaman gerek.
| Alıntıdır. |
Bazen burası bir radyo istasyonuymuş gibi hissediyorum. Yazıyorum ve yayımlıyorum. Bazen önceden yazıyorum bir şeyleri, bazen spontane gelişiyor o an dökülüyor kelimeler. Dalgalar nereye uzanırsa sesim de oralara ulaşıyor, hiç tanımadığım evlere misafir oluyorum. Mektubu şişeye koyuyorum ve denize bırakıyorum. Birileri buluyor belki, okuyor, "Hangi dilde yazmış acaba?" diyor. Bazıları "Ne diyor gene bu?" diye dudak büküyor, bazısı da kendinden bir parça buluyor. Değerli okur, bu da mesela anlatmak ihtiyacından demek ki hep. Konuşmayı da, yazmayı da seviyorum. Burası da iyi ki var o yüzden, aşağı yukarı beş yıldır anlatmış da anlatmışım. Ben anlattıysam sen de okumuşsun demektir. İyi ki varsın değerli okur 💜 Hamiş: Eğer anlatmışsam, bilinmek de istemişim belli ki. -Bunu şu an idrak ve kabul ettim sanırım. Ama anlattıklarımdan ne kadarım bilinmiş, ne kadarım anlaşılmış?.. Bir ara da unutturma lütfen, anlaşılmak üzerine yazayım olur mu? O da çok kıymetli bir kavram çünkü...
İlkokul dördüncü sınıfta sosyal bilgiler dersi hayatımıza girmişti, dolayısıyla tarih eğitimi de. İnsanın yazıyı icat etmesiyle karanlık çağ kapanıyor ve İlk Çağ başlıyordu. Yani yazı, tarihin başlangıcı kabul ediliyordu. -Bu arada size muazzam bir kitap önereyim, "İnsan Nasıl İnsan Oldu?" Lise öğretmenim bana okumam için getirmişti, hiç unutmuyorum, Nazan Hocam, her neredeysen benim hala aklımdasın... O kitabı su gibi içmiştim. İnsanın yeryüzündeki varlığının nasıl geliştiğini çok sade ve güzel bir dille anlatıyordu. Ben de yine mi okusam acaba? Şu an mesela, aslında ne muazzam bir şey olduğunu anladım yeniden. Yazı, insanın kendini geleceğe aktarabileceği en kuvvetli araç aslında. Dünya üzerindeki varlığımız son bulduğunda; kelimelerimiz kalacak geride, düşüncelerimizi bırakacağız. Düşüncelerimiz, anılarımız, kurgularımız buralarda bir yerlerde var olmaya devam edecek. Ne kalacak benden geriye diye düşündüğüm zamanlar olduğunda, bunu bilmek iyi hissettiriyor. Bazen tabii.
Verba volant, scripta manent. - Latince; Söz uçar yazı kalır.
segal ın kitabı efsanelerden ivit :)
YanıtlaSilKesinlikle öyle :)
SilYazmak!
YanıtlaSilBana sorsalar bu dünyada yaptığın en doğru şey ne diye. Derim ki yazmak. Şu blog ve yazmak bana ve dolayısı ile hayatıma öyle güzellikler kattı ki.... Sadece O'nunla yorumlaşmalarımızdan aldığım keyif bile yeterdi... Küçük olan bendim ama kuşak farkımıza rağmen O'nun dilinden çıkan şu cümleler, aramızdaki iletişim, bu dünyadan aldığım ödüllerden sadece biridir; yazmak sayesindedir ve çok kıymetlidir! Senin yazma hevesine ve coşkuna hayranım, bilirsin. O nedenle paylaşmak istedim.:)
...MERHABA SEVGİLİ BURANEROS...
HİÇ ADETİM OLMAYAN BİR ŞEYİ YAPIYORUM ŞU AN.. YANİ BENİM SAYFAMI ZİYARET ETMEYEN...ve YORUM BIRAKMAYAN BİR KİŞİNİN SAYFASINA YORUM YAPIYORUM..
ÜSTELİK AĞZI BİR KARIŞ AÇIK, UMDUĞUNUN FEVKİNDE BİR ANLATIMLA VE DONANIMLA BAYILA BAYILA OKUDUĞU BİR YAZIYA!!!
O'nu tanımak adına daha fazlası içinse...
https://laparagas.blogspot.com/2020/05/rastlant.html
https://laparagas.blogspot.com/2019/10/bizim-oralarda-sabah-olunca.html
Şu an aynı şeyleri ben de sizin için düşünüyorum desem Üstad :)
SilYazılara da hemen ışınlanıyorum
Bir eski blog arkadaşımızın -şimdilerde blog yazmıyor- blog mottosu, "yazıyorum şişeyi denize salıyorum, kim bulur kim okur bilmiyorum" benzeri bir sözdü. Blogu silinmiş olduğu için aklımda kalanı yazdım. Senin radyo yayını ve denize şişe salmak benzetmelerin onu hatırlattı.
YanıtlaSilSen hep yaz Mimozacığım, biz de okuyalım. :)
Yazmak da sizlerle güzel ama Ekmekçim, siz sesime ses veriyorsunuz, bir nevi okur mektubu alıyor gibi hissediyorum yorumlarınızla <3
SilSiz de iyi ki sesime ses veriyorsunuz <3
YanıtlaSil