28 Haziran 2022 Salı

28 Haziran, Çokça Gevezelik ve Bir kitap: İnsanın En Güzel Tarihi

Koşturmalı günler içerisindeyim değerli okur, ama bu esnada zihnim de en az benim kadar hareketli hatta bir adım önde bile diyebilirim. Çok özlediğim periler yeniden dönüş yaptılar sanırım, ama uzun zamandır görüşmediğimizden mütevellit biraz gevezeler; sağdan soldan bir dolu şey fısıldıyorlar. Hepsini not alasım geliyor ama yukarıda da bahsettim ya biraz koşturmaca içerisindeyim; zihnime pasladım bu görevi, inşallah yüzümü kara çıkarmaz.



Sabahtan biraz hüzün vardı bende. Servise biner binmez kulaklıkları taktım, Spotify ise çat diye Lizeta Kalimeri'nin enfes Salomi şarkısının radyosunu çıkardı karşıma, Yunan müziğine bayılırım bu arada, dinlemek istersen videosunu bıraktım. Sonra da Twitter'a bakayım dedim ve Cüneyt Arkın'ın vefatını öğrendim, o an daha da hüzünlendim çünkü ben Cüneyt Arkın'ı çokkk severdim, çok <3 Onun bambaşka bir aurası vardı, hayata karşı duruşuyla da bambaşkaydı bence. Allah rahmet eylesin inşallah mekanı cennet olsun...




Öğleden sonra doktorda randevum vardı, işyerinden önce tüm bağlantıların taksim noktası olan Kızılay'a geçtim ve metroya binmeden evvel kendimi beş dakikalığına da olsa YKY'ye attım. Çünkü bu sabah uykumdan -ki bölük pörçük, Çağan tarafından tartaklanmış bir uykuydu- bir şiirle uyandım. Bir mantra gibi zihnimde yeniden ve yeniden dönüyordu dizeler. Hemen açıp internetten şiirin tamamını okudum ama sonra da dedim ki, "Ben en iyisi kitabı alayım," Elimde metni olsun istedim, elle tutulur olsun dizeler. YKY'ye bugünkü seferimin nedeni buydu yani. "E peki şiir neydi?" dersen, o da bir sonraki yazının konusu olsun, hatta tahminin varsa yorumlarda belirtebilirsin.

Kusura bakma bugün benim de çenem düştü. Heyhat konuşmayı severim, yapacak bir şey yok. 

Eskiden bir kitabın peşine takılır, bitirene dek bir başkasının değil kapağını açmak, hangisini okuyacağımı dahi düşünmezdim. Bu benim için o ana mahsus bir keyifti çünkü. Ama bir iki yıldır çoklu okumalar yapıyorum. Bunları da bir kurgu ve bir de kurgudışı olarak kombine ediyorum ki aralarında bir uyum olsun. Hem de aynı anda iki kurgu okumak kısadevre yaptırabilir gibi bir endişem de oluyor arada :) 

Pazar günü de bu kurgudışı okumalardan olan İnsanın En Güzel Tarihi'ni bitirdim. İş Bankası Kültür Yayınlarının bu güzel dizisine Kadınların En Güzel Tarihi ile başlamıştım ve tadı da damağımda kalmıştı. Sonrasında tüm bibliyofil iştahımla aynı seriden kitaplığıma eklediklerimden biriydi İnsanın En Güzel Tarihi de.

Fotoğraf bana aittir.


İsmiyle müsemma, yeryüzündeki varoluşumuzun başlangıcına dair bir kitap bu. Konunun kendi alanında uzmanı olan biliminsanlarıyla önce yeryüzünün fethine, insanın dünyaya nasıl dağıldığına, sonra insanın kendini keşfine, hayalgücüne ve sanata, en son olarak da erk'i keşfine, yani kurulan otorite mekanizmasına dair oldukça sıkı bir sohbet okuyorsunuz. Benim altını çizdiğim bir dolu bölüm oldu; ama en çok etkilendiğim kısım, insanın tarihöncesi devirlerden bu yana kapasitesinin hep aynı olmasına dair olan bölümdü sanırım. Yani şöyle, ben hep bizim o devre göre zihinsel kapasite olarak daha ileride olduğumuzu düşünürdüm, ama orada deniyor ki "Hayır, insan hep aynı kapasitede, o zamanlarda da şu anda da aynı beyin yapısına sahip, bütün ilerleme boyunca bu beyni kullandık ve kullanmaya devam ediyoruz." Ben çok etkilenmiştim. Benim yüzde yüz tavsiye edeceğim bir kitap oldu.

Huh, bugün çok konuştum. Şimdi gidip az Alman polisiyesi okuyayım :)

7 yorum:

  1. alman polisiyesi hangisi :) hepsi hoş anlar bu yazında :)

    YanıtlaSil
  2. "e peki şiir neydi" :) gerçekten meraklandım bir şiir sever olarak :)

    bu arada cüneyt arkın'ın ölümüne, sizin kadar olmasa da ben de üzüldüm. aklıma ayça şen'in yaptığı şarkı geldi yine. dinlemediyseniz, "tarık akan bile ölüyor" kısmını "cüneyt arkın bile ölüyor" diye değiştirerek söylebilirsiniz :)

    https://www.youtube.com/watch?v=wN5TT1R89h4

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemen açayım şarkıyı o halde :) teşekkür ederim <3

      Şiiri başka bir postta paylaşacağım inşallah, ama ipucu, bir Edip Cansever şiiri <3

      Sil
    2. Edip Cansever deyince ilk aklıma gelen “yerçekimli karanfil” olur hep…bakalım sizinki hangisi, merKla beklemedeyim :)

      Sil
    3. bu adsız benim bu arada :)

      Sil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...