Değerli okur, yazmaya nereden başlasam bilemiyorum. Tıpkı şu an evde yapacak çok işimin olup hangisinden başlayacağımı bilememem gibi :) Neyse ki bir makine çamaşır atmıştım, bulaşıkları da makineye kaldırdım; birazı halloldu. Akabinde bir demlik kahve demledim, o hazır olana dek de biraz blog okudum kendime geldim. Gerçi yapacaklarım ilerde, bir ütü yığını var Ağrı Dağından hallice :) O esnada Çağan evde fırtına gibi esiyor ve eşim nerde bilin bakalım? Dorukkaya'ya doğa yürüyüşüne gitti. Annemden veto çıkmasa ben de gidecektim ama neyse bir açıdan iyi oldu, evi elden geçireceğim. - Bütün gün kitap okudu :))))- Bunları düşünmeyi erteliyorum şu an. Bir kahve alır mısın?
| Alıntıdır. |
Yazar Caner Almaz'ın podcast dizisi "Yazı Hariç"i ilk yayınlandığı günden beri ilgiyle dinliyorum. Dinlemediyseniz size de tavsiye ederim. Özellikle kurgu ve yazma üzerine ilginiz varsa size bir şeyler muhakkak katacaktır. "Bir Karakter Yaratmak ve Uzun Süren Sancıları" adlı bölümü dinlerken kendimden çok şey buldum, belki de en sevdiğim bölüm bu oldu. Kendi yazı sürecim üzerine düşündüm biraz.
Benim için yazıyor olmak çok başka bir boyut. İçinizde kimsenin görmediği bir dünya taşıyorsunuz. Siz burada kendi yaşamınıza devam ederken, orda bambaşka hayatlar yaşanıyor. Bir avaz ses dolu zihninizde, her biri bir yerden konuşuyor. Kimi özlüyor, kimi nefret ediyor, kimisi umutlu bir bekleyişte, bazısı da amansız bir özleyişte.. Mekanlar kuruyorsunuz, bazen çocukluğunuzdaki mahallenizi tasavvur ediyorsunuz, ya da haritada adı olmayan bir ilçe kurguluyorsunuz en başından tüm coğrafyasıyla. Bütün bunlar tüm kıyametiyle içinizde koparken, dışarıdan alelade bir insan olarak görünüyorsunuz. Sizin de dertleriniz var, akşama pişireceğiniz yemekler, enflasyon ve alım gücü, işyerindeki başınızdan aşkın işler. Ama klavye başına oturunca bütün bunlar geride kalıyor ve siz tüm dikkatinizi içinizde devam etmekte olan o diğer dünyaya veriyorsunuz. Bu bambaşka bir his. Bazen bir karaktere fazla kapılıyorsunuz, onun derdine kendi dertlerinizden çok üzülüyorsunuz ama yaşayacak olduğu şeye siz bile müdahale edemiyorsunuz. Sizi sinir edenler oluyor, "Arkadaş bu da yapılır mı ya?" diyorsunuz ama kendi kurguladığınız karakter gene bildiğini okuyor.
Bir yazının peşine düşüp kapılınca bu durum kendiliğinden beliriveriyor zihnimde. Buradaki anlattığım süreç benim okuyarak tecrübe ettiğim bir durum değil. Ama kesin diyebileceğim şey, bunu gerçekten yazarak edindim. Şu an peşine düştüğüm bir hikayem yok maalesef, eski bir taslağım var beni hala heyecanlandırıyor, belki son bir defa devam etmeyi deneyeceğim.
Keyifli bir pazar dilerim hepinize :)
Ev canlı bir organizma şekerim, devamlı pislik üretiyor, ciddiye alma keyfine bak. Bugün yap, yarın yine aynı şey. Benim kahve şekersiz ve az sütlü olsun lütfen :))))
YanıtlaSilDün akşama dek didindim, bugün gene aynı. Hele o nankör ütülükler ah ki ah! Sana kahve hazırlamaya can kurban ay :)
Silpiki bakalımlım :)
YanıtlaSilCanım Deep :)
SilNe kadar güzel yazmışsınız. Yüreğinize sağlık 🌺Hümeyra…
YanıtlaSilOkuyup bir de yorum bıraktığınız için asıl ben teşekkür ederim Hümeyra Hanımcım <3
SilÇok haklısın İlkaycığım, bu iki eylem bize kattıkları kadar bizden götürüyorlar da. Kimi zaman bazı duyguları, anlaşamadığımız bir metinse zamanı alıp götürüyor örneğin. Dediğin gibi bu büyünün peşinde gidiyorum bakalım, güzel dileklerin için çok teşekkür ederim :) belki bir gün, inşallah yahu :):):)
YanıtlaSil