8 Haziran 2020 Pazartesi

8 Haziran; Bir Tatlı Huzur

Almaya geldik Kalamış'tan... diye devam edesim de gelmedi değil sevgili okur! Ama sahiden bugün yalnız başıma bir tatlı huzur aldım öğle arası park ziyaretimden.

Mobil blogger iyi ama fotoğrafı yan yüklüyor 🤦🏻‍♀️


Evde kaldığım süre içerisinde en çok özlediğim şeylerdendi yalnız kalabilmek, ki normal zamanlarda da fazla yalnız kalabildiğim söylenemez. O yüzden kendi başıma kalabildiğim her anın tadını fazlasıyla çıkarmaya çalışırım. Bu zaman serviste geçer, bir yere yürürken/araç kullanırken geçer, markete giderken geçer; mekan önemli değil. Önemli olan salt kendinle olabildiğin bu zamanları ne kadar verimli kullanabildiğindir.

Neyse, lafı uzatmayayım. Bugün yemeği yedikten sonra, haftasonu pek okuyamadığım kitabımı parkta okuyayım dedim. Hacimli kitaplarda ne kadar okursam okuyayım, ilerlediğim yarısına varmadan pek anlayamıyorum. Hava mis gibi zaten bir iki gündür, nihayet ısındığımı hissedebiliyorum. Bez çantamı aldığım gibi parkın yolunu tuttum.

Gittiğimde parkta maskeli ve mesafeli iki teyzeden başka kimse yoktu. Çimenlerde sulama fıskiyeleri takılıydı, kendime ıslanmamış bir bank bulabilmek için koyu gölgeler arasından parkın içerisine doğru ilerledim. Nihayet aşağılarda kuru ve hafif gölgeli bir bank bulabildim.

Kitabımı çıkarıp kucağıma yerleştirdim. Ama bir süre okuyamadım. Sulanmakta olan, hem de taze biçilmiş çimenlerin kokusunu içime çektim. Bana kendimi tatilde gibi hissettirdi. Huş ağacının gölgelediği tahta bankta, yaprakların ve rüzgarın serinlettiği öğle sıcağında gözlerimi kapadım ve kendimi tatil zamanındaki öğle rehavetini yaşıyor gibi hissettim. Kitabını göğsüne kapayıp sere serpe bir uyku mayaladığın o tatlı rehavet.. Hatırladın mı değerli okur? Ne güzel bir histir o değil mi?

Bir süre okuduktan sonra normal dünyaya geri döndüm. Eve giderken en sevdiğim podcast yayınlarından olan Deniz Yüce Başarır’ın “Ben Okurum” programının son bölümünü dinledim. Bulgakov’un meşhur “Usta ve Margarita”sına dairdi. Çok severek okuduğum bir romandı. Deniz Hanım da konuğu ile çok keyifli bir söyleşi yaptı kitaba dair. Tüm noktaları anımsadığım için kendimi tebrik ettim çünkü okuduğum kitapları unutuyorum sanıp üzülürüm ben, unutmuyormuşum meğersem 😁

Sosyal mesafeli servisime binip eve geldim. Bilgisayarım kardeşimde, hep mail yolu ile gönderi yayınlardım ama mobilde blogger’ı ilk defa bu gönderide kullanıyorum. Görüşmek üzere değerli okurceğizim 🌟🌟🌟



9 yorum:

  1. ''mekan önemli değil. Önemli olan salt kendinle olabildiğin bu zamanlar'' insanın boğazında düğümlenip kalıyor. çünkü o kadar ihtiyacımız var ki

    YanıtlaSil
  2. Bende yarını kendime tatil ilan ettim. Bakalım yalnız kalabilecek miyim?

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Ah Kalamis... ne iyi etmissiniz, ve sakin olmasina sevindim. Zira madem baskalari pek dikkat etmiyor, biz kendimize dikkat edelim halindeyim bu aralar...
    Sevgiler!

    YanıtlaSil
  5. ne güzel yapmışsın bazen zamanı değerlendirmek lazım

    YanıtlaSil
  6. sen parkta kitap okuyuncaa her şey yolunda diyom beeen :)

    YanıtlaSil
  7. selam;bende köye tek başıma gittim. bir mutlu oldum ki.Bahçe için çiçek aldım ektim. Gün içinde benden bir şey isteyen yok. Kendini sevmek kendine zaman ayırmak beni hep mutlu eder. Çünkü kendi kendimi şarz ediyorum. Birde beceri yönünden kendimi değerlendiriyorum. Çözüm odaklı düşünüyorum. İlk aklıma gelenler daha çok yararı var.sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. bu sıra bende bir huy başladı; gördüğüm kaç ton yeşil var diye sayıyorum :)) bu fotoğrafı da saydım ve mutlu mutlu gülümsedim. Okuduğunu unutmak konusunda benim de sıkıntılarım var, bazen de hiç olmadık yerde aklıma geliverir cümleler, tuhaf.

    YanıtlaSil
  9. heeey sen sevmiştin galibaa, feriha hanım döndüüü :)

    YanıtlaSil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...