Can Yayınları'nın o efsanevi 7 TL kampanyasından aldıklarımdan (daha doğrusu canım S. vasıtasıyla aldıklarımdan :) bir öykü kitabına, hızla başladım ve aynı hızla bitirdim. Ahmet Büke, son dönem Türk öykücülerden en fazla eser verenlerden bir tanesi. Geçen yaz Ekmek ve Zeytin isimli kitabını okumuş ve gerçekten sevmiştim. Diğer öykü kitaplarını almamdaki en büyük etkenlerden biri bu oldu, diğeri ise daha bir çok kişiden öykücülüğüne dar methedici sözler duymam oldu.
| Fotoğraf bana aittir. |
İnce bir kitap Yüklük, bitirmeniz bir iki saatinizi ancak alır. Amma bana öyle geliyor ki değerli yazar, içinde tuttuğu, taşımaya dayanamadığı tüm yükleri öykülerde cisimleştirerek bu kitapta gözle okunur hale getirmiş ve de bundan müsemma ismini Yüklük eylemiş. Bir nevi "Benden çıktı, şimdi biraz da siz yüklenin gayri," demiş. Şimdi bir başka anlatı kitabına başladım ama, ondan sonra gene bir Ahmet Büke ile devam edeyim diyorum.
Yük demişken de, şöyle bir düşünelim istiyorum: Biz neleri kendimize yük ediyoruz? Neler yahut kimler için kaldıramayacağımız yükleri sırtlanmaya çalışıyoruz yoksa o yükler başkalarınca mı konuyor sırtımıza? Peki bu yükler ne mahiyette? Ne olursa olsun taşımak zorunda mıyız? Yolun kenarına bırakıversek ne olur? Bırakırsak ayıp olur mu? Darılırlar, kırılırlar mı? Kırk yıl taşısan bir söz olmaz da bir an bıraksan başına mı kalkılır?
Bir düşünün...
Ötesinde ise pek bir şey yok. Evvelce anlattığım gibi, akşamları bir iki sıra etek örüyorum. Her akşam "Bu akşam bilgisayarı açıp yazı yazacağım / dizi izleyeceğim," desem de o enerji ya da daha doğrusu konsantrasyon bende hiç olmuyor ve koltukta aynı miskinlikle oturmaya devam ediyorum. İşte örgü burada tüm güzelliği ile devreye giriyor ve en azından ellerim boş durmuyor, ortaya bir emek ürünü çıkıyor. Hele o emeği kullandığın zamanki keyif, bambaşka :)
Bir de yazabilsem, işte o zaman mükemmel olacak!
Hamiş: Bu yazı esasen daha evvelden yazılmış olup, bir önceki Benim Ağaçlarım challenge'ı için sonraya ertelenerek yayınlanmıştır.
Hamiş: Bu yazı esasen daha evvelden yazılmış olup, bir önceki Benim Ağaçlarım challenge'ı için sonraya ertelenerek yayınlanmıştır.
Yaşasım işte açamadığım yazıyı bloga girmişsin :) Ahmet Büke çok methettin bulursam okuyayım bende :)
YanıtlaSilBen çok sevdim canım, bence sen de seversin, duru bir anlatımı var :)
SilBana öyle geliyor ki üzerimize aldığımız yüklerin dörtte üçü gereksiz. Bıraksak herkes başının çaresine bakar, dünya döner, kimseye bir şey olmaz.
YanıtlaSilDeğil mi? Ah bir de bunun farkındalığıyla yaşayabilsek ne de güzel olacak....
Silahmet büke ben de daha yeni okuyup yazdım. başka romanını. kendine özgü bir dili var ve izmirli. olcak o kadar hihihi :)
YanıtlaSilİzmir dedin İzmir'i özlediğimi fark ettim Deep :)
Sil