Gönlümden her daim farklı kitap türleri okumak geçer, evet evet tıpkı aşermek gibi, yaklaşık iki ay önce de Instagram'da bir profilde Çılgın Kalabalıktan Uzak'ı görmemle okuma isteğinin içime düşmesi bir oldu. Çünkü bayağı bir zamandır İngiliz edebiyatı okumamıştım. O türdeki anlatım; ülkenin yağmurlu havası, yeşil çayırlar, hanımefendiler, beyefendiler, İngiliz taşrası ve ilginç tiplemeleri, kısacası tüm İngiliz edebiyatı beni hayli cezbediyor. Hele bir de çevirmen canım Nihal Yeğinobalı ise o çevirinin lezzeti bambaşka oluyor; her cümleden ayrı keyif alıyorsun.
Ben Kobo'dan okudum; normalde hayli cüsseli bir kitap, 496 sayfa ama e-kitap'tan okuma yapınca okumak hayli kolaylaşıyor. Özellikle uyumadan önce bir iki sayfa okuyup öyle uyuması harika. Normal zamanlarda da daima e-kitaptan ek bir okumam oluyor normal kitabın yanında. Işıklandırma özelliği ve uzanırken okuma avantajının payı büyük.
Kitabın konusuna fazla değinmeyeceğim; çünkü içeriğe dair fazla yorum okumayı kendim sevmiyorum, sevmediğim için ben de yorumlamayacağım. Arka kapak metninden daha başka şeyler okuyunca içeriğe dair o büyü bozuluyor. Oysa ben sayfalar ilerledikçe o sis perdesinin arasından gerçeğe ulaşmayı seviyorum. Bu bildiğim bir konu olsa dahi.
Geçen akşam, yine kendime zaman ayırabildiğim ender akşamlardan biriydi. İş çıkışı annemler ve eşim köyde olacakları için Kızılay'da kendime bir salata ısmarlamaya karar verdim. Dolmuşa bindim, kulaklıkları taktım ve Storytel'den İlber Ortaylı'nın son kitabını dinlemeye başladım: Bir Ömür Nasıl Yaşanır. Seslendiren Mazlum Kiper ve seslendirmeyi yaparken İlber Ortaylı'nın o kendine has tonlamasını ve vurgularını da işin içine katmış. Dinlerken sanki İlber Hoca konuşuyor sanırsınız. Bu arada sesli kitap olayı, toplu taşımada, serviste benim çok işime yaradı. Çünkü çok sarsılan bir araçta okuma yapamıyorum. Artı, şöyle de bir güzelliği var ki dinlediklerim de aklımda ziyadesiyle kalıyor. Kısaca ben çok memnunum Storytel'den.
Güvenpark'ta indim dolmuştan. Etrafta işten çıkan memurlar, koşuşturan insanlar, çığırtkanlar.. Cıvıl cıvıl. Çiçekçilerin sokağından yürüdüm, tüp geçitten çıkarak her zamanki gibi oyuncakçılar ve seyyar satıcılarla doluydu, Bulvarın öte yanına geçtim. Kaldırım boyunca insanlar nehir gibi akıyorlardı, aralarında kaybolmak her zaman keyif vermiştir. Ot Kafe'ye çıktım. Cam kenarında bir masa istedim. Biraz güneşli fakat yeri çok güzeldi. Geleni geçeni seyretmek amaç zaten, yemek bahane bana. Niyet tutar gibi insan tuttum gözlerimle. Mesela saçları çok güzel şekilde beyazlamış, giyim tarzına bayıldığım bir kadına takıldı gözüm. Ellili yaşlarda ona benzemek istediğime kanaat getirdim. Sonracığıma bir sürü siyahi insana çarptı bakışlarım, onlardan da bir kadın vardı ki uzun saçlarını düzleştirmiş, salına salına yürüyordu. İki yaşlı adam, hararetle tartışarak durdular bir süre kaldırımın ortasında. Gelen geçen aldırmaz bakışlarla süzdü onları, onlarsa bunu umursamadılar bile. Sonra aklıma düştü; acaba Sevgi Soysal"Yenişehir'de Bir Öğle Vakti"ni yazarken o da mı böyle düşünmüştü? Bu arada en en en sevdiğim yazarlardan biridir kendisi.
Sonra kalktım; eve dönerken yürümeye karar verdim. Kullandığım yol da öyle güzeldi ki, bir o kadar olsa yine yürürdüm. Bu defa müzik dinledim. Spotify'da "Akustik Yaz" isimli bir liste keşfettim. Naif, tatlı şarkılar, tam yaz akşamlarına yakışıyor.. Gerçi eve geldiğimde bitkin düşüp, birkaç gündür azıtmış olan sinüzitin de etkisiyle oturduğu yerde sızmışsam da, gene de unutamayacağım güzel bir akşam oldu benim için. Kalın selametle.
insanın böyle ender de olsa kendi başına kaldığı zamanlar ruha kafaya bedene iyi geliyor severim ben de böyle zamanları özellikle yaz aylarında kızım babaannesinde eşim istanbuldayken oluyor böyle fırsatlarım...balık burcu seviyor sanırım birazcık yalnızlığı ...sevgilerimle...
YanıtlaSilGüzel bir gün
YanıtlaSilakustik yaz pikiii :) hardy müthiş yazarlardan yaa. bu kitabı da ivit klasik. jude ve tess adlı iki romanı da süper. çılgın kalabalıktan uzak, filmi de iyi. tess i okursan onun filmi dee :) caddelerde dolaşıp bir kafede kahve içerken insanları izlemek bayılırıım. öyle yazıyom öyküleri de zatensiii :)
YanıtlaSilÇılgın Kalabalıktan Uzak bir film gibi, bir dönem dizisi gibi ilerler. Bilirsiniz, filmi de var hatta. Demek bir okur olarak böyle hissetmek normal :) Keyifli okumalar, güzel bir yaz diliyorum...
YanıtlaSil