Size de olur mu bilmiyorum.
Bir şarkı keşfedersiniz, "Ben bunu şimdiye kadar neden dinlememişim?" dersiniz. Art arda dinleyenleriniz de olur muhakkak, ama ben hemen eskitmemek için kendimi frenlerim; saklarım şarkıyı resmen. Eh, herkesin kendine özgü huyları vardır.
Neyse, bu şarkıyı dinlediğimden beri gece gündüz, sanki içimde bir pikap var, biteviye dönüp duruyor. "Çözülen bir yün yumağı akıp giden günlerimiz..." Sahiden, diyorum, nasıl geçiyor günler... Patates baskısı gibi, pazartesiden cumaya.. Sonra haftasonu ip baskısına geçiyoruz. Baskı ama bu biraz daha renkli ve hareketli olanından. Yine de baskı tabii. Biz fırçayı elimize almayı istemiyoruz, ya da baskı yapmak kolayımıza gidiyor -her anlamda!-
"Savrulan yapraklar gibi, akıp giden günlerimiz..."
Belki de sözleri fazla anlamlı geldi; bilemiyorum. Aslında "Günlerimiz" Yağmur Atsız'ın (Babası Nihal Atsız, evet) bir şiiri. Zülfü Livaneli ile birlikte şarkı haline getirmişler.
Şiiri de şuraya iliştireyim...
Günlerimiz/Yağmur Atsız
Çözülen bir yün yumağı
Akıp giden günlerimiz
Mezar taşlarından suskun
Telaşsız sessiz sitemsiz
Savrulan yapraklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Cenaze törenlerinde
Telaşsız sessiz sitemsiz
Bir suçluyu aklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Sanki bir sır saklar gibi
Telaşsız sessiz sitemsiz
Doğmayan şafaklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Haksız ittifaklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Bir kitaba başlar gibi
Koşarken yavaşlar gibi
Düşen arkadaşlar gibi
Akıp giden günlerimiz
Bugünlerde çok hızlı geçiyor gibi , bana öyle geliyor.Bir şeyde yaptığım yok..
YanıtlaSilBari bir şeyler yapabilseydik...
Silinsanın yaşam algısı şöyleymiş. küçükken günler hızlı yıllar yavaş, büyüyünce günler yavaş yıllar hızlı :)
YanıtlaSilBabam da böyle söyler Deep :)
SilZaman çok hızlı ama nedense benim emeklilik bir türlü gelmiyor :)) Hafta ne zaman başlayıp ne zaman bitiyor, hele hafta sonu :((
YanıtlaSilZaman elimizden kayıp gidiyor. Yaşanmışlıklar diyelim, yaşanamamışların gölgesinde.
YanıtlaSil