22 Ekim 2018 Pazartesi

Bungun.

İçim dönüyor. Atlıkarınca gibi yahut patos makinesi gibi. Bilemiyorum. Bazen de santrifüj gibi. Bazen belirgin oluyor bu dönme hissi, bazense silik... Çok çay içtiysem fena. Nasıl artıyor. Ama çaysız olmaz. Kahveden ziyade çay. Taze demlenmişse ama. Bayat çayı eskiden içerdim artık içemiyorum.

Zaman geçtikçe katlanmam azalıyor. Eskiden içerdim bayat çayı. Samimi olmadığım insanların katlanamadığım sohbetlerini dinlerdim. Artık dinlemiyorum. Çok mecbursam "mış gibi" yapıyorum. Çünkü karşımdaki içini boşaltsa da tortusu bende kalıyor. Vatoz balığı gibi çöplerini temizlemek bana düşüyor. Sonra kendini temizle temizleyebilirsen.


Ne demiştik daha önce? "Önce ben," demeli insan. Bakın, "Bencil ol," demiyorum; sadece özünü sevmeli, ona öncelik vermeli. Yaralı ve yorgun bir ruhla, kimseye iyi gelemezsin.


8 yorum:

  1. Çayla arama yok , ben kahveciyim :)
    Bir yerden sonra katlanamıyor sanırım insan ve fazlalıkları atıyor hayatından, kendini daha bir tanıyor koruyor , dur demeye çalışıyor mümkün olduğunca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, zaman zaman başarıyorum da dur demeyi, ama hala "hayır" diyebilmekte yetersizim :)

      Sil
  2. Mutluysan etrafındakileri mutlu etmen daha kolay oluyor. İşe önce kendinden başlamalı insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın, içten gelmeyince insanın etrafına da mutluluk vermeye mecali olmuyor..

      Sil
  3. ay tabisideee sen huzurlu olcan kiiii herkese huzur dağıtabilesiiin :)

    YanıtlaSil
  4. Mutluluk benlikte başlar, sonra ışık gibi yansımaları olur sevdiklerimize.

    YanıtlaSil
  5. Bencillikle ben deme arasındaki farka yaptığınız vurgu çok önemli.

    YanıtlaSil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...