![]() |
| Alıntıdır. |
Mayıs yağmurları. Islak kaldırımlar. Tenha sokaklar. Loş ev içleri. Sessizlik, sessizlik ve sessizlik. Yastık altlarındaki serinlik, kitap sayfaları, kurutulmuş bir leylaktan olma ayraç. Balkonlar, ığrık kapılar, sardunya saksıları. Ocakta tıkırdayan yemek, taşmış kahve telvesi, üç vakte kapatılmış bir fal açılmadan öylece bırakılmış. Bilinmemek istemiş. Yorulmamak. Duvar saati, buçuklarda bir kere vuran. Kimbilir hangisinin buçuğundadır; bir mi, iki mi? İyice karardı, asfalttan ufak bir sel akıyor. Akasyaların çiçekleri asfaltta akıyor. Kağıttan bir gemi peşisıra kapılmış akıntıya. Bir şeytan uçurtması sallanıyor balkon demirlerinden birinde. Kuyruğu düştü düşecek. Islak o da ve hüzünlü çokça, bir yolcunun uğurlaması kadar hüzünlü. Asfaltta kayan gemiye özeniyor. İpinden kopmak istiyor. Hemen yanda, balkona bakan pencerede bir çocuk. Dirseklerini dayamış pervaza. Onun da canı sıkılıyor belli. Bütün çocukların canı yağmur yağarken sıkılır. Akılları sokakta kalır. Evsiz kedilerde. Saçak altlarında. Serçelerde bir de. Gemi rögardan içeri kaydı. Uçurtma sevindi. "İyi ki uçmamışım" diye geçirdi içinden. Asfaltta sular aktı. Yağmur yağmaya devam etti. Tencerenin altını kapattı bir beyaz el yavaşça. Fincana elini sürmedi gene. Bilinmez, bilinmez olarak kalmaya devam etsindi.

O balkondan bakan çocuk ben oldum , alıp götürdünüz beni biraz hüzne biraz özleme...Var olun...
YanıtlaSilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilpekiiii olur :)
YanıtlaSilSelam ne güzel bir anlatım. Yağmur bereket, yazın su, havanın kapalı oluşu iç sıkıntı. Olumluluktan olumsuzluma. Ve bir yandan şimdi Sibel Can'dan bir şarkıyı dinlerken Sen benden gittin gideliyi dinliyorum. Öyle bir bıkmışım kendimden. Diyor. ama ben megolaman olmamak üzere kendimi seviyorum. Sevgiyle kalın.
YanıtlaSil