2 Eylül 2020 Çarşamba

2 Eylül; Daldan dala

Timothy Horn

Yine blogu açtım, ne yazacağımı da pek bilmiyorum. Romanın başına oturmuştum, bir sayfa kadar yazdım, sonra tıkanınca buraya atladım. Bildiğim şey, insanın yazdıkça yazası geldiği. Aslında bu bir disiplin meselesi. Eğer tembellik etmeyip masanın başına oturabilirsen gerisi kolay. Birinci gün bir cümle, inanın ikinci gün devamı geliyor. Yazmak, yazmanın mayası gibi bir şey yani. Yeter ki dediğim gibi o masaya oturulsun. Beni şahsen en çok zorlayan husus bu. Sürekli erteleme huyum var. Sabah alarmı, akşam bulaşık makinesini boşaltmayı, yıkananları ütülemeyi.. Hep ertelerim. "Birazdan yazarım," ise en tehlikelisi, çünkü birazdan yazacağını hiç yazamıyorsun, ya o anki büyüsü yitiyor vazgeçiyorsun ya da daha acısı, ne yazacağını unutuyorsun. Önceden uyumadan evvel aklıma bir dolu güzel cümle gelirdi, yazmaya yazmaya o gece cümlelerim de kaybolup gittiler. Artık gelmiyorlar.

Yazarken de tuhaf bir şekilde Türk Sanat Müziği dinlemenin bana çok iyi geldiğini fark ettim. Güfteleri ne hassas, ne ince duygularla yazılmışlar. Bambaşka bir devire aitler.. Gönlüme dokunuyorlar. Mesela şu an Muazzez Abacı diyor ki; Gülşen-i hüsnüne kimler varıyor?

Peki sizin bana tavsiye edebileceğiniz şarkılar var mı?

4 yorum:

  1. Spora da ara verinde tekrar başlamak zor oluyor disiplin her yerde önemli

    YanıtlaSil
  2. Müzik dinlemeyi çok severim ama yazarken, okurken hiç açmam, zira başka birşeye odaklanmaya çalışırken gürültü halini alıyor benim için :)

    YanıtlaSil
  3. ne hoş, sana neyin iyi geldiğini bulman yani... :) çok keyifle takip ediyorum süreci. bol şans!

    YanıtlaSil
  4. muazzez abacı yenii, daha eskilere giiit, safiye ayla dan başla biiii :) yazmak güldürdüüün, ertelemek zaten yapmayı çok istememek oluyoooo :) günde 2 3 sayfa sanırım ideal, yazmak için :)

    YanıtlaSil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...