Bende eskiden "iyi hissetme zorunluluğu" diye bir saplantı vardı. Belki de hala var, ama varsa da iyi gizleniyor o zaman. Yani, ruhsal olarak dengede olmayı ibrenin hep "iyi"yi göstermesine bağlardım. İyi olacağım, üzgün hissetsem de iyi olamaya çabalayacağım, endişelerimi bir an önce alt etmeli ve iyi olmalıyım, vs vs.
![]() |
| Alıntıdır. |
Aslında ne boş bir uğraş.
Çünkü bir süredir anlıyorum, *anlamakla uygulamak tabiii ki bambaşka eylemler arkadaşlar :) - ne diyordun, anlıyorum ki, her daim iyi hissetmediğimiz gibi, iyi hissetmek gibi bir zorunluluğumuz da yok. Misal bugün biraz üzüldüm diyelim, ay üzüntüm geçsin, bir an evvel yeniden pür neş'e olmalıyım diye bir çabaya girmiyorum, üzüntümü yaşıyorum, onu çözümlemeye uğraşıyorum, bitmiş bir sigara izmariti gibi küllüğe bastırıp kafamdan atmaya çalışıyorum. Ya da endişeli hissettim, "öf gene endişeleniyorum ay ne yapacağım?!" değil, "evet, endişeleniyorsam da bu normal, endişelendiğim için endişelenmeyeceğim," demeye çalışıyorum. (Endişelenmek için endişelenmek diye bir kavram var sözlüğümde, çünkü endişe bir diğerine gebe olduğu için bu his benim mümkün olabildiğince kaçındığım bir duygudur.) Kısaca olumsuz duyguları bir an evvel "iyi hissetmek" adına örtbas edip perdelemek yerine, raf ömürlerini tüketene dek yaşatıp öyle çöpe atmayı tercih ediyorum.
Tabii becerebildiğimce. Bunda her zaman başarılı değilim fakat kendimi tanımak adına bunun önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.
Bu yazım da arada yeniden okumak ve kendime anımsatmak adına burada dursun.

Ben de iyi hissetmediğim zaman hep başka şeylere önem verdiğimi fark ettim. Mesela önemli bir şey beni üzüyorsa çözmek yerine başka uğraşlar bulduğumu :) İnsanların hayatları vs ne kadar farklı olsa da benzer davranmaları DNA'dan ötürü mü acaba :D :) Güzel yazı için teşekkürler :)
YanıtlaSilO kaçınma durumu bende de var, özellikle önümde baş etmesi zor bir iş varken çok zaman başka ıvır zıvır işler yapmışımdır :) hep DNA bunlar bence de :)
SilAy hiç yapmam, tüm gün oturup ağladığım zamanlar çoktur.Ertesi gün tertemiz uyanırım,rahatlatır endişe ve üzüntüleri yaşamak bile.Ama herkesin huyu farklı.
YanıtlaSilBen bazen ipin ucunu kaçırıp ertesi gün de ağlamaya devam edebiliyorum, hatta pireleri de deve yaparaktan :)
SilSelam insanın duyguları an be an değişir. Bazen keyifsiz oluruz bir çiçek,bir telefon,bir şarkı,bir davranış umut olur. sevgiler.
YanıtlaSilBize iyi gelecek umutlarımız hiç tükenmesin diliyorum, benden de sevgiler <3
Silİnsan duygulardan oluşuyor zaten, fazla oynamamak lazım duygularla.
YanıtlaSilÇok ama çok haklısın, gerçekten de duygularımızla varız.
SilMindfulness oluyor bu, sana içten gelmiş! Büyük aydınlanma doğrusu.. Upuzun seanslar gerekiyor bazı insanların bunu anlayabilmesi için, tebrikler. Özellikle anksiyetede "direnme, anlamaya çalış" tekniği oldukça zor ama bir öğrenildiğinde de anksiyeteyi bitiren bir teknik.
YanıtlaSilHer duygu aslında tam tersiyle tamamlanıyor, hepsini yaşamak dengeli bir yaşamın anahtarı derler..
Bunu senden duymak ne güzel Cerenciğim <3 anksiyete gerçekten çok garip bir olgu, azaltmayı bir nebze hayal edebilyorum ama temelli bitmesi (ellerini gözüne kapayan maymun emojisi hayal et:)))
Silsenin kafan bazen çok karışık oluyoooo :)
YanıtlaSilKesinlikle haklısın :)))))
SilTabii ki hemencik mutlu olabilirsen ilk seçeneğin o olsun! Amaa duygularımızın hepsi mutlu olmak, gülmek kadar normal. Ağlamakta, üzülmekte, bazen depresyona girmek bile. Bazen en dibe bile gitmen gerekiyor daha iyi bir sen'in ortaya çıkması için. Ama tabii ki bunlarda abartmadan ya da çokta sağlımızı bozmadan yapmak gerek=)
YanıtlaSilNe güzel yazmışsın, bütün duygularımız gerçekten çok normal; karşılaşınca şaşmak tuhaf esasen, değil mi? <3<3
Siltüm duyguların insana getirisi var, bazen kederden de sevinç doğuyor. bunu içinde olduğumuz an anlamıyoruz ancak sonradan süzgeçlendiğinde ortaya çıkıyor.
YanıtlaSilBir güzel tespit daha, çok haklısın, duygunun içindeyken o hisse objektif olabilmek çok zor ama sonradan süzgeçlediğimzde aslında o duyguya müteşekkir olabiliyoruz <3
Sil