Zihnimde taşıdığım karakterler var. Aslında taşıdığımdan dahi haberim yok, bir zaman geliyor, onlar kendiliklerinden çıkıp geliyorlar. Karşıma oturuyorlar, bir çay içiyoruz. Hasbihal ediyoruz sonra, "Hemşerim memleket nere?" diyorum, başlıyor dökülmeye.
| Alıntıdır. |
Bunlardan biri de Arap. Adı Arap ama kendisi değil. Kendisi kırklı yaşlarının ortalarında, çipil çipil sarı bir adam. Çorumludur Arap ve hemşehrilerinin ekserisi gibi inşaatla uğraşır. Harç karar, sıva çeker, boya yapar. Her sabah elleri cebinin önünde merkez camiinin önünde bekler; muhakkak işçiye ihtiyacı olan birileri gelip bulur onu. "Başka işçi lazım mı abi?" diye sorar usulden, sonra o da kendi arkadaşlarını toplar. Adam başı komisyonunu alır ama, o başka. Yarım saat sonra bir kamyonetin kasasına doluşmadan evvel karşıki fırından mide yakan cinsinden üç poğaça sardırır kağıda, doğru caminin altındaki çayocağına. Su bardağında açık bir çaya üç şeker atar. Dördüncüyü atacakken "Yeter be Arap, bitirdin şekeri," diyen ocakçıya dişsiz ağzını göstererek gevrek gevrek güler; "Enerci olsun diye şeyettimdi abi," Poğaçaları öğütünce kulağının arkasında duran, kimbilir kimden otlanılmış sigarayı yakar. "Lan kaloriferin yanında da yer bulduydum, şimdi kim gidecek işe" diye düşünürken pantolonunun arka cebinden ganyan bültenini çıkarıp pür dikkat incelemeye başlar. Gözüne çarpan bir yarış bulursa boynunda sallanan yakın gözlüğünü burnunun ucuna iliştirip tek gözünü kısarak biraz daha inceler. "Adamlar parayı erken verseler de iyi bir kupon yapsam" der. Sonra arka masadakilere laf atar "Hiç biriniz de para verelim demiyonuz len, verseniz de sizi ihya etsem, bir bahis yapsak yedi sülalemiz zengin olsa. Ama nerde sizde o vizyon?" Arap zengin muhitlerde duyduğu lafları aralara sıkıştırmaya bayılır. Bir de yancılık yapmaya. Sigaraya, çaya, biraya. Bir keresinde beleş diye tiner bile çekmişti ama sonra "Tövbe," demişti. Beleş meleş ama o rezillik çekilmezdi. Çoluğu çocuğu yoktur, annesinden kalan konduda yaşar. Bütün akrabaları 389. Sokağın üzerinde mukimdir. Sağdaki ev teyzesinin, çaprazındaki iki katlı büyücek olanı bibisinin. Hiç yalnızlık bilmez, hatta bazen kalabalıktan şikayet eder.
Kamyonete atlar Arap, bir altılı ganyan kuponu için dişlerini dökerek çalışmaya gider.
Böyle karakterler artık sadece hikayelerde varoluyor sanki, sokakta görmüyoruz. Görsek de korkup kaçıyoruz...
YanıtlaSilSokakta kimi doğru düzgün görüyoruz ki artık? Unuttuk çoktan esnafın yüzünü bile..
SilBibisinin, dikkatimi çekti, Çorum'luların kullandığına şaşırdım. Doğu, Güneydoğu Anadolu' da kullanlır diye bilirdim hep ki tanık oluşlarım da o coğrafyadandır. Arap oradan göçmüş olabilir mi:)
YanıtlaSilÜstad, İç Anadolu'da da var bibi; biz Ankaralıyız bizde pek yoktur, bizde "diyaza" vardır mesela :) Ama Kayseri'den, Çorum'dan duymuşluğum olmuştur :)
Silöyküde şirin geldi bu amca :)
YanıtlaSilGerçek hayatta şirinlik kalmıyor pek :))
SilSait Faik Anadolu hikayeleri yazsa Arap'ı ancak böyle yazardı :) Aktı gitti Mimoza..
YanıtlaSilAh C'ciğim benim, çok teşekkür ederim; yukarıda İlkay'a da dedim, bazen aklıma bir şey gelince kayboluşuna üzüleceğim geliyor hemen aklıma, bu sefer gelince göndermedim, dedim yazayım bir anısı kalsın :)
SilYeni tanışılan insana nerelisin diye sormak makbulündedndir diyorum. Arap bana çalışma arkadaşlarımı hatırlattı. Dinlenme odasında iddia yı hazırlarlar, benim odaya gelirler hadi 1 Tl ver seni de ortak yapalım derler:) ama iddia sonuçları hiç gelmez:)))
YanıtlaSilBizde de lisede vardı o 1TL olayı, bütün sınıf verirdik, muazzam kuponlar hazırlanırdı ama nedense o kuponlar ilk maçta yatardı :) Ertesi günü bir daha :))
Silİlkay'cığım, aklıma düşmüşken kaybolup gitmesin istedim. Çok teşekkür ederim :)
YanıtlaSilVerdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim.
YanıtlaSil