| Oswald Grill |
Değerli okur, sanırım son üç ayın en tembel pazar gününü yaşamışımdır ve şu an böyle tembel geçiremediğim her pazar için çok pişmanım. Uyandım, uyudum, kahvaltı ettik, çamaşır yıkadım, kurutmaya attım, uyudum, yemek yaptım, kitap okudum, uyudum, oturdum, uyudum :)) Biraz da ciğer söken bir öksürüğüm var, o da az biraz zorladı aslında ama neyse yani; sonuçta kırmızı pötikareli pijamaların iktidarında mutlu ve mesuttum yahu!
Annem yarın umreye gidecek, iki haftalığına. Çağan'a bakmak için Selçuk'la birer hafta izin aldık. İlk izin nöbeti bende. Selçuk diyor ki "Zor iş sende,"Evet, bence de bende. Çünkü Çağancığım anneannesine öyle bağlı ki, onun yokluğunda bayağı bir zorlanacağız. İkinci haftaya muhtemelen daha alışmış olacağı için de bazılarının tuzu kuru olacak tabii :/ Neyse, ben de uzun bir süredir izin alıp evde kalmamıştım. Benim için de farklı bir deneyim olacak. Beş günlük domestik ev hanımı-kreş annesi starter pack'i açalım bakalım :)
Uzun zamandır söyleşi okumuyordum. Bugün "Ne okusam?" diye okunmamışları kurcalarken Emine Çaykara'nın "Arkeolojinin Delikanlısı Muhibbe Darga" adlı kitabı gözüme değdi. Bir süredir düşüktü okuma hızım zaten, dedim söyleşi bana ilaç gibi gelir. Nitekim geldi de. Cumhuriyet kuşağından birilerini okumak daha da iyi geliyor. Sonra kitapta arkeoloji, tarih vs konuları geçerken birden geçmişe gittim. Yüksek sesle düşünmüşüm hatta, "Ya, ben küçükken arkeolog olmak istiyordum," Hatırlıyorum, dördüncü sınıfta ilkçağ uygarlıkları tarihi görüyorduk ve ben deliler gibi merak ediyordum o uygarlıkları. O zaman arkeolog olmak gibi bir hayalim vardı, bugün yeniden anımsadım :) Sonra Selçuk dedi ki "Ee, neden olmadın?" Sanırım, tüm eğitim sistemi zayiatları gibi benim de hayallerim genelgeçer meslek dayatmalarının şekillendirmeleri altında yitip gitti. İyi bir yüzdelik dilime sahip bir öğrencinin arkeoloji okuması gibi bir saçmalık (!) olabilir miydi? Arkeolojiyi bırak sözelciler okusundu... Ya Allahım, nelere kurban gitmiş idealler. Oysa şimdi dönüp bakıyorum da, maliye ne alaka ben ne alaka :))) Bari Türk dili ve edebiyatı okusaydım :))) Aa, konu konuyu açıyor, edebiyat demişken bir öyküm yayımlandı online bir dergide, okumak istersen şuraya tıklayıp adrese gidebilirsin :)Pazarın son saatleri için dinleyeceğin şarkını da bırakıyorum şuraya :)
Bak yine tutturduk bir benzerlik, Türk Dili Edebiyatı varken insan niye Maliye dersine girmek zorunda olsun (laf aramızda nefret ederdim maliyeden, adım da maliyeci haliyle :))) Öyküyü ilk fırsatta okuyacağım ve eminim ki çok beğeneceğim...
YanıtlaSilBen kendimi fahri kızın ilan etmekte söyle haksız mıyım şimdi? :)
SilBen de su altı arkeoloji okumak istiyordum! Sürekli dalacaktım.. Onun yerine insanlara dalıyor onların psikolojik arkeolojisine bakıyorum yine çok alakasız sayılmaz :))
YanıtlaSilGüzel, kolay bir hafta dilerim oğluşla sana..
Seninkinde gene bir ufak bağlantı kurulabiliyor, bende hiç ara hiç alaka yok C.ciğim ya :)))
SilOğlum hafif depresif, dokunsan ağlıyor, ama umarım hafif atlatacağız..
Hepimiz aynı sistemin kurbanlarıyız. Onun için İTÜ işletme mühendisliğini kazanan Metehan çeviri bilim okumak istiyorum dediğinde ne istiyorsan onu oku oğlum dedim :)
YanıtlaSilNe güzel demişsin, bakma yakındığıma bilemiyorum ben kendimde aynı hoşgörüyü bulabilir miydim :)
SilMimozacığım,
YanıtlaSilÖyküne bayıldım, içim titreyerek okudum. :)
Biliyor musun, Yerköy benim ilkokula başladığım ilçedir, babamın görev yerlerinden benim çocukluk kasabalarımdan birisi. Yürek titreten bir yakınlık duygusu...
Ah Ekmekçim, hiç bilmeden kalbinde bir yere dokunmuşum desene.. Beğenmene çok ama çok sevindim <3
Silöyküne bayıldım canımcım, ellerine, yüreğine sağlık.
YanıtlaSilAh Nezahat ah Aysel...Hangisine içim yansın bilemedim... Çok sevdim öyküyü, emeğinize sağlık.
YanıtlaSilArzu Hanımcığım, okuyup yorumladığınız için çok teşekkür ederim.. Evet, insan gerçekten hangisine yanacağını bilemiyor.......
SilÖyküyü de enfes...
YanıtlaSilYenilerini bekleriz...
Tebrikler
Değerli Adsız,
SilÇok teşekkür ediyorum.. Umarım yazabilirim, bazen hiç yazamayacak gibi hissediyorum ama hiç beklemediğim bir anda yine yazıyorum..
Teşekkürle..
öykün çok iyiydi gerçekten. nezahat yusuf aysel, çok bizden bir öykü, yaşanmıştır böyle hayatlar değil mi? yerel bir öykü, bak ne güzel, yani küçük şehir, taşra öyküsü gibi olmuş yani büyük şehir değil :)
YanıtlaSilKarakterlerden biri benim ailemden, ama geri kalan her şey kurgu :) Beğenmene çok ama çok sevindim, senin değerlendirmelerin benim için kıymetli <3
Silİlkaycığım, okumuş, bir de yorumlamışsın, çok teşekkür ederim <3 sanırım iç dünyadan bahsetmeyi tercih ediyorum, sen böyle yazınca kendi yönelimimi fark ettim. Umarım devam edebilirim..
YanıtlaSilOvvv bol sabırlar dilerim kreş analığınız için. :D Vallahi evde kalıp tam hafta çocuğa sen bak deseler anksiyete krizine bile girebilirim gibi geliyor. Bazı korkularım var. :D
YanıtlaSilOff ya aynısı benimde başıma gelmişti, lisede tekstil bölümüne devam etmek istediğimde bu ortalama ile mi sen bilgisayar programcılığına gel dediler... Buraya bazı birtakım sövgüler gelecek...
Neyse efenim, zeki olunca maliyeti en iyi hesaplarsın sanıyorlar ama sağa sola gıcıklık olsun diye sokuşturduğum maliyetlerden haberleri bile olmuyor. :D Zekiyim işte insan buraya zeki birini koyar mı be...
Ay ne yazdım. :D
Evettt, o anksiyete, nasıl da tanıdık geldi şu Ann :)))
Silİyi ki de yazdın :) meğerse hepimiz çekmişiz şu lanet eğitim sisteminden. Ne vardı gönlümüzün istediğini okusaydık...