| Matthijs Roling |
Sabah önce Çağan uyandı, peşinden biz uyandık. Uyanmasıyla fırtına gibi esmeye başladı; biraz Selçuk kalktı peşine, sonra o yattı ben kalktım. Çağan midesini ovuşturuyordu. Acıktın mı sen kuzum? Mutfağa geçtim, ilk iş çay suyu koydum. Bu sıralar 42 Nolu Tirebolu Çayı içiyoruz. Çaykur tabii. Bir kaç parça bir şeyler hazırladım. Bu esnada Çağan çamaşır makinesindeki temiz çamaşırları çıkarıp yerlere yaymış. Ya sabır evladım.. Onları kurutmaya attım, çalıştırdım. Su kaynadı, az soğut, çayı demle. Sonra kahvaltı. Çayları doldur. Simitli, omletli, ve son lokmalar muhakkak çikolata yahut ballı. Bir bardak çay daha. Oturduğum yerde çamaşır katla, iyi iyi çıktılar aradan. Sofrayı topla, makineye diz. Çamaşır makinesine bir sepet çamaşır daha. İş hiç bitmiyor. Bir bardak çay daha, bu sonuncusu. Salona giriş, kitaplığın önündeki sallanan koltuğa oturuş, kitabı aç, keyif başlasın!
| Kırmızı pijamam ve dev çaybardağım |
Sıradan bir pazar, hep aynı rutin. Bir arkadaşımla hep yineleriz, "Rutin iyidir," - bakın bu da mesela bir rutin olmuş :) Rutinde huzur vardır çünkü. Hep aynı şeyleri yaparsın, bildiğin yollardan gidersin, çünkü bildiği şeyleri yapmak insana iyi hissettirir. Saatin tik takları, çaydanlığın fokurtusu, radyoda aheste bir ezgi. Eskiden gazete kokusu da vardı bu silsilenin içinde.- Nasıl da hevesle beklerdim pazar eklerini, salonun ortasına yayılır okurdum da okurdum... Yitirdiğim rutinlerimden.. Üçbinbeşyüzseksenaltıncı (bu sayı bir aile geleneğidir bizde, atmasyon bir sayı söylenecekse muhakkak üçbinbeşyüzseksenaltı deriz) defa yaptığımız şeyi bir defa daha yaparız ve yine iyi gelir. Sıkılmak bahsi aklına gelmez, ellerin çalışır ama zihnin devinimdedir. Bir dolu şey geçer aklımdan çamaşırları asarken mesela. Şükrederim. Çağan bir bardağı yere atar, kızarım çok ama sonra gülümserim. :)
Ayyyy ya çok sevdim pütükareli kolunla çay bardağını (bardağın adı kesin vardır sibel can vs gibi bir şey) ve çok güldüm, bizde de onmilyonbinonyedi diye bir rakam var :)))) kızım icad etmişti, oğlana da öğretmiş galiba o da kullanıyor. Yaaaa sırf bunun için bile severim aileni <3 Maşallah size!
YanıtlaSilCanıımm C'ciğim, keşke bardağın adını biliyor olsaydım; değerli okur burdan biri biliyorsa lütfen bizi aydınlatabilir mi? :)) bu sayı olayı demek ki genel olarak bir gelenek ailelerde, ne güzel yahu :))) sevgin bize ulaştı taa nerelerden hem de, biz de sana kocamann sarılıyoruz burdan <3<3<3
SilRutinler bazen bunaltıcı gelse de bence de huzurludur. :)
YanıtlaSilAfiş tadındaki pazar günü hatırası da tatlıymış, keyfiniz bol olsun :)
Değil mi, bir şeyleri yolunda hissettirmesi bile yeterli :)
Silrutin iyidir bence de. arada bozulduğu zaman bile, rutine dönmenin keyfi bile iyidir :)
YanıtlaSilçağanı öperim ayrıca :)
Ay evet Şule Hocam, mesela bir gripten sonra içtiğin çayın tadını almak, ne güzel bir andır değil mi? :)
SilÇağan da sana bir öpücük yolluyormuuuş <3
Selam 42 nolu Tirebolu Fındıklıya gittiğimde öğrendim. Ara ara alıyorum. Aynı çayı kullanan çay arkadaşı olmak ne güzel. Evdeki rutin beni sıkıyor. aynı işleri yapmak istemiyorum. yemek, bulaşık ,çamaşır. aynı manzara aynı koltuk aynı her şey aynı. Ama ben aynı insan değilim. Ne istediğimi de bilmiyorum. Belki biliyorum. Uzu zamandır yazmıyordunuz. Sevgiler.
YanıtlaSilZehra Hanımcım, evet, aynı çayı demleyip belki de blogları okurken yudumlayan çay arkadaşları olmuşuz, ne güzel <3 haklısınız, eğer çalışmıyor olsaydım sürekli evde bu işleri yapmak beni de bunaltabilirdi ama haftasonuna özgü bir koşturmacayla yapınca pazar gibi hissettiriyor bana :) ne istediğimizi bilme hususuna gelince o husus beni de cidden karıştıran bir durum; bazen tamam budur diyorum, bazen de yok hayır... Çok sevgiler benden de <3
SilYapacağım şeyi bilmek benide mutlu ve huzurlu yapar. Akşama ne yapacağımı bilememek bile bu bünyeye yük oluyor.
YanıtlaSilEvet gerçekten akşama ne yapacağını bilememek resmen Çin işkencesi :(
SilBazen rutinler sıradan gelmeye başlayınca kendi kendime Handan şu bu yaştan sonra bozulan rutin hayra dalalet değildir, otur şu huzurun tadını çıkart diyorum :)
YanıtlaSilAma şimdi senin şu sabah çaylarının huzuru da başka bir şeyde yok bence :) (maaşallahımı bırakıyorumm)
SilRutin ara ara sıksa da genelde iyidir, her şey yolunda demektir. Cahide Birgül'ün bir romanında (çok oldu okuyalı, adını da konuyu da net hatırlamıyorum ama şu aklımdan hiç çıkmaz) ailede önemli bir sorun vardır, oğulları hapse mi girer, askere mi gider öyle bir şey ama normal bir durum değildir. Mutfaktan tabak, kaşık şıkırtıları, bulaşık yıkama sesi gelir. Salonda kaygı ve üzüntüyle oturan kişi bu sesleri dinleyip her şey yolundaymış duygusuna kapılır. O yüzden rutinde hayat var diyorlar sanırım. Bizdeki sayı onyüzmilyonbin. Sanırım çok küçüktün hatırlamazsın, bir gazoz reklamıydı ve küçük kız gazozu içip "onyüzmilyonbin baloncuk yuttum" diyordu, oradan kalma :)))
YanıtlaSilNe güzel bir örnek bu-keşke kitabı anımsıyor olsaydın :)-, evet kesinlikle evden gelen düzenli sesler bile insanın psikolojisini etkiliyor; hele sabah evden gelen o kahvaltı hazırlama sesleri, masada da bir iki kişi varsa, hem konuşup hem kahvaltı ediyorlarsa <3
SilC'nin yorumundan sonra sen de yazınca, bu sayı olayı bence bir aile geleneği olmuş, kesin kesin :)))
Çocuktan önce hergün yeni bir heyecan derdim fakat çocuktan sonra rutin candır gerisi heyecandır diyorum. :D Hatta rutinlerimi öyle seviyorum ki rutini bozan birşey olursa da sinir geliyor. Misalen dün bir misafir ağırlama işi çıkması gibi...
YanıtlaSilHaftasonu hele birden gelen o misafir, ay tam felaket :( tam ayaklarını uzatmaya karar vermişsindir...
SilSevmene sevindim İlkaycığım :) Kesinlikle haklısın, anne gücü diye bişey var kesinlikle <3
YanıtlaSilrutinler ve klişeler eveeet :)
YanıtlaSil