28 Ocak 2020 Salı

Bir Kitap: Berci Kristin Çöp Masalları, Latife Tekin

Merhaba.

Sanırım, bu yıl için şimdilik iyi gidiyorum. Buralar boş kalmıyor, hem de okuduklarımı daha gönlümce yorumluyorum. Yine de eskiden olduğu gibi farklı konularda yazmayı da özlemedim değil. Kişisel ataletimi yenersem eğer, kısa zamanda başka konularda da yazarım umarım. Bu böyle bir kısırdöngü işte; istemek ve istemek oranında da yapmamak.Demek ki kabullenmişim. Eğer öyleyse bu daha da vahim demektir ya.

Dün TRT2'nin Instagram hesabında şu gönderiyi gördüm, tabii hemen ben de story'de paylaştım. Tomris Uyar'ı çok severim, çok sevdiğim oranda anlayabilir miyim bilemiyorum ama. Çünkü bazı öyküleri bir su damlası kadar durudur. Ancak bazılarını iki sefer okuyunca anlarım. Bazılarını ise hiç anlayamam. Anlamasam da, yine de okuduğum Tomris'tir. Tadı başka.

Mesela onun meşhur Gündökümlerinin ilk cildini okuduğumda, iç sesinin muazzamlığına hayran kalmıştım. Ne kadar zengin kaynaklardan beslendiğine, neler okuduğuna, toplumun nabzını tutuşuna, edebi zevkine..

Ne diyordum. Evet, bir gönderi paylaştım. Burada mesele, yine etrafında dolaşa dolaşa bir patika oluşturduğum konu; hatta patikada ayak izlerim toprağı öyle sertleştirmiş ki artık aşınan yerlerde ot bitmiyor.


Ne güzel bakıyor burada Tomris, değil mi? İri gözlerinde muziplik mi yoksa hüzün mü var? Dudaklar sıkı sıkı kapalı, yanakta derin bir çizgi. Yine de gülümsediğine bakılırsa umutlu aynı zamanda.

O umudu var eden de, işte biraz o yazma eylemi olsa gerek. Çünkü Tomris Uyar kalemiyle, tam da kendini tarif ettiği o ufak tefek bedenle; koskoca bir dünyaya açılıyor zihninde. 

Bu cümle işte, yine etkiledi beni. Yine kendimi bir hazır hissettim. Yine ceplerimi yokladım, kelimelerim yerli yerindeler mi diye. Ama yine, kalemi elime al(a)madım. Ağlamak istediğinde gözden yaş gelmemesi gibi sinir bozucu bir durum. İlham, beklemekle gelmeyecek biliyorum. Ama yazmadığım sürece, asla kendimi var edemeyeceğim, biliyorum.

***


Ve senenin 3 üncü kitabı; Berci Kristin Çöp Masalları. Çok değerli benim için, çünkü çok sevgili Canım S.'den hediye bana. Çok ama çok teşekkür ederim bir kere de buradan Canım S.; çünkü söz uçacak yazı kalacak :)

Latife Tekin'den daha evvelce Sevgili Arsız Ölüm'ü okumuş, orada Dirmit Kız ile tanışmıştım. satırları ile ikinci defa kucaklaşmam Berci Kristin Çöp Masalları ile oldu. İki kitap arasındaki beş altı yıllık zaman diliminin mi, yoksa her daim değişime açık okuma seyrimin mi bir etkisi var bilemiyorum ama; ben bu sefer Latife Tekin'den daha fazla keyif aldım ve cümlelerine daha bir hayran kaldım.

Bir kaç ailenin, çöp yığınlarının tepelerine bir gecede kondurdukları kondu'ları ile Çiçektepe'yi kurmalarıyla başlıyor kitap. Tüm kitap boyunca da, konduluların yaşamlarını ve onların acılarını, yaşadıkları zorlukları, tutunma çabalarını, kırık dökük sanayileşmeyi, bununla birlikte gelen fabrika atıklarını, vesaire vesaire... Bütün bunları büyülü gerçekçi diliyle, bir masalmış gibi anlatıyor. Çekilenlerin hepsi gerçek, fakat dil masalsı olunca; bu zorlu yaşam mücadeleleri bir nebze daha yumuşuyor sanki. Bunu böyle aktarmayı başaran Latife Tekin'e de, şapka çıkarıyorum haliyle. İyi ki yazmış!

4 yorum:

  1. latife tekin'i çok severim :) kalemi gibi yüreği de güzel bence. yazın gülümsetti

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğun için teşekkür ederim, gülümsetebildiysem ne güzel :)

      Sil
  2. Ne güzel anlatmışsın Tomris i...cümlelerini çok seviyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa, ne kadar güzel bir yorum bu, elleriniz dert görmesin :)

      Sil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...