21 Ocak 2020 Salı

Bir Kitap: Dün, Agotha Kristof

Merhaba!

Bu yılın ikinci kitabını bitireli bayağı oldu, hatta ben bunun üzerine üçüncüyü bitirip dördüncüye bile başladım ama, işler güçler o denli yoğun ki ancak zaman bulup yazı yazabiliyorum. Yine de, bu yıl için aldığım kararın arkasındayım. Sürekli blog yazısı yazamasam da, en azından okuduğum kitapları paylaştığım gönderileri ekleyeceğim buraya. Bu sayede blogum ıssız kalmayacak. Temennim bu yönde yani.

Bir de, ara sıra yine bir yazma hevesim tutuyor ama saman alevi gibi çabucak sönüyor. Gerçi ben sıkıldım bu heveslerden. Daha doğrusu gel gitlerden. Arkadaş, yazacaksan otur, adam gibi ne yazıyorsan yaz. İstiyorum, istiyorum diyorum ancak istemekle olmuyor. E icraat? O da yok. Havanda su dövmek benimki. 

Ha, belki de hayal gücüm kurumuştur. Yani, aklıma bir şey gelmiyor ki yazayım. Minnacık bir hayalim bile yok. Salt gerçekliklerle odaklıyım. aklıma gelen soyut şeyler ise çoğu zaman anksiyetik kurgular olduğu için, kendime böyle bir set çekmiş de olabilirim. Bilinçaltı derin bir kuyu, kazarsam çıkamam. Üstü örtülü kalsın. Biz kitabımıza dönelim.

Agotha Kristof ismi bu sıralar bayağı gündemde olmalı çünkü takip ettiğim Instagram hesaplarında, yazarın Büyük Defter-Kanıt-Üçüncü Yalan isimli üçlemesini sıkça görür oldum. Aklımda bir ışık çakıp söndü; 2018'deki tarihi, ilk ve son İstanbul gezimde, İstiklal'deki YKY'den Dün adlı kitabını almış olduğumu anımsadım. Yok Etme beni yoran, uzun bir okumaydı. Dün incecik olduğu için ilaç gibi geleceğini düşündüğümden hemen başladım.

Görsel bana aittir.

Ancak, kısalığının beni aldattığı; yalın anlatımın altında, dolu dolu, sek bir içeriğe sahip olan bir kitap olduğunu bir iki sayfa okuduktan sonra anladım. Konusu kısaca şu şekilde: Küçük Tobias, yokluk içinde yaşadığı sefil köyden ve o yaşantıdan, annesini bir erkekle yatarken yakalayıp ikisini de bıçakladıktan sonra sessizce ayrılır ve başka bir ülkeye, başka bir isimle sığınarak, başka bir yaşama adapte olmaya çalışır... Daha fazlasını yazmaya gerek yok. Çünkü zaten okunmalı.

81 sayfa süren ve kekremsi bir sona varan bir kitap.

Ama tavsiye ederim.

2020 yılı için Haziran'a dek kitap almamak gibi bir kararım olduğu için, yukarıda bahsettiğim diğer kitabı henüz almıyorum ancak, şimdiden Kitapyurdu sepetime ekledim bile :)

Hafta sonuna varmadan, başka bir yazı daha girebilirim umarım.

2 yorum:

  1. Listeye eklemeli :). Teşekkürler öneri için, ben yazarı daha önce duymadım.

    YanıtlaSil
  2. Bazen istek ne olursa olsun tutulup kalıyor insan, belki altta bir neden var ama ne? Zamana bırakmanın faydası da burada sanırım. Zamanı gelince ortaya çıkar yazma isteğin diye düşünüyorum :)
    Kitap tavsiyen için teşekkürler, aklımda dursunlar, sevgiler :)

    YanıtlaSil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...