3 Şubat 2020 Pazartesi

Biraz Hasbihal ve Bir Kitap: Ela Gözlü Pars, Celile

Hiç.
Öylesine açtım sayfayı.
Denize olta sallayan emekli amca misali.
Önemli olan balık yakalamak değil, maksadım ayrı.
Bir iki derken, belki de yazmadan duramaz olurum.
Bu sinsi atalet uçar gider bakarsın.

Haftasonu köye gittik.
Bayağı zamandır gitmiyorduk, bu sefer özleyerek gittim.
Hava da hoştu, Çağan üşütür derdi taşımadık.
Tabi gider gitmez ilk işimiz kümesi bir kolaçan ettik.
Folluklarda bulduğumuz mini mini dört yumurta hepimizi nasıl havalara uçurdu, bir bilseniz!
Emek verilen her şey bambaşka oluyor.

Sonra Çağan'la babası kartopu oynadı.
Çocuk bu kış bir dolu hasta oldu, üzerine bir de domuz gribi geçirince bir aydır doğru düzgün evden bile çıkarmamıştık.
Bu kış, karla ilk defa haşır neşir oldu diyebilirim.
Neyse, eşim Çağan'a kartopu attıkça Çağan makaraları koyuvermez mi?
"Oğlum, senin kaçman lazım!" dedikçe daha çok güldü :)

Bu arada annem de içeride sobayı çoktaaan yakmıştı.
Ben baba oğulu bıraktım başbaşa,
İçeride soba yanında kitap okudum.
Sakin, sessiz..
Soba yanan odunların çıtırtısı.
Bıraksalar günlerce bu şekilde kalabilirdim!

Görsel bana, masa Canım S.ye ait :)
Bu arada okuyup bitirdiğim bir kitap da oldu;
"Ela Gözlü Pars, Celile"
Osman BALCIGİL'in kaleminden, Nazım Hikmet'in annesi, Yahya Kemal BEYATLI'nın sevgilisi olan, ülkemizin önde gelen kadın ressamlarından Celile Hanım'ın romanlaştırılmış biyografisi idi.
Oldukça rahat okunabilen, konusu itibariyle bir dönem romanı da sayılabilecek akıcı bir kitaptı. 400 küsur sayfayı zorlanmadan okudum. Esasen yazarın, Afife Jale'nin yaşam öyküsüne dair yazdığı romanını da merak ediyorum ama, hazirana dek beklemeliyim.

Aaa!
Cuma günü iş çıkışı Kızılay'a uğradım. Yanımda kardeşim de vardı. Bir iki parça bir şeyler atıştırdıktan sonra, vakit vardı, dedim İmge Kitabevi'ne gideyim. Üç kitap al, iki öde cinsinden bir kampanyaları var bir süredir. Kardeşime bakacaktım fakat bir an aklım kaydı. Neyse ki, o esnada farklı bir yere giden B.'den "Abla nerdesin artık seni bekliyorum!" cinsinden bir arama gelince, elime aldıklarımı da sessizce geri yerlerine bırakarak oradan usulca ayrıldım.
Kitap alsaydım eğer, Ramazan gününde orucumu bozmuş gibi hissedecektim ama neyse ki kıyısından döndüm :)

"Hiç" diyerek başlamıştım ama ne bereketli bir yazı oldu.
Bu beni biraz daha cesaretlendirir, biraz daha yakınlaşırım inşallah yazıya.
Çok sevgiler.

5 yorum:

  1. Bazen yazma biçimi, yazar ve yazı arasındaki köprü olabiliyor. Belki de cümleleri böyle alt alta dizerek yazmak, yazmayla yakınlaşma ve ona alışma konusunda yardım edebilir :) Açıkçası böyle bir yazının okuması da kolay oldu :) Neşeli sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Ne haklısın. Alt alta yazmayı ben de sevdim, liste yapar gibi bir rahatlık veriyor insana. Sonra aklına ne gelirse sıralıyorsun :) benden de sevgiler :)

      Sil
  2. İyiki Hiç demişsin, ne güzel dertleşme gibi de olmuş :)
    Geçmiş olsun Çağan a. Köy, soba, kar topu içim ısındı, sıcacık geldi anlatımın. Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim geçmiş olsun dileklerin için :) İNşallah bir gün misafir de bekleriz sizleri :)

      Sil
  3. heey seni görmek güzeel. köy kısmı çok tatlıymış. oruç da bozulmamış hihi :)

    YanıtlaSil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...