Değerli okur, yazmaya fırsat buldum ve ilk iş büyüsü bozulmadan aklımdaki her şeyi yazmak istiyorum. Kaldı ki geç bile kaldım bence, kaç gündür aklıma bu kavramları tutmaya çalışıyorum, inşallah bir şeyleri atlamam.
![]() |
| Alıntıdır. |
Sevgili Cansu ile iki kişilik mikro kitap kulübümüzde mart ayı için Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Huzur"unu okumaya karar vermiştik. Kitabı sipariş ettimdi, geldiydi, başladımdı derken bir iki gün gecikmeli başladım nihayetinde. Daha evvelden çok yıllar önce Saatleri Ayarlama Ensitüsü'nü okumuş idim, Huzur hakkında pek bir fikrim yoktu doğrusu ama başlar başlamaz hayran kaldım desem yeridir.
Okuma serüvenim ise o hayranlıkla devam etti. Bir kere inanılmaz lezzetli tasvirleri var, hele ki İstanbul'u. O morlu, turunculu, altın rengi günbatımları gözümde öyle güzel canlandı ki. Yağmurlu, sis içindeki İstanbul'u ise başka güzeldi. Kayıkların Boğazda özel bir ulaşım aracı olduğu o zamanların İstanbul'unu yaşattı bana resmen. Mümtaz ile Nuran'ın hele, küçük gezintileri, sadece yapıların tarihini ve estetiğini izlemek için çıktıkları o geziler. Beni hayran bıraktı. Net.
Sonra, kitapta yer verdiği döneme, ülkeye ve topluma ilişkin tespitleri. sayfalarca altı çizili cümle var. Hiçbirini buraya almıyorum. (Sonrasında, Spotify'da "Günün ve Günceln Edebiyatı" isimli podcast'te Tanpınar Hoca'nın öğrencisi İnci Enginün'ü söyleşisini dinlerken İnci Hanım'ın da dediği gibi, alıntı yapmayı yersiz buluyorum aslında çünkü alıntılar tek başlarına değil, içinde yer aldığı metin ile anlam buluyorlar, diyordu.)
Hele ki Tanpınar, resmen bir mindful. O dönemde böyle bir kavram yoktu ama yazar, "anda olmaya, anı yaşamaya/idrak etmeye" ilişkin muazzam tespitler yapmış. Hayranlıkla okudum. Zaten psikolojiye ilgisi var, bunu biliyorum ama böyle bir yaklaşım, çok hoş.
Ha, tabii ki okurken "Bayılacağım," dediğim kısımlar da oldu. İsminin zıddına, aslında huzursuzluğun romanı bence. Hele ki baş kahraman Mümtaz beni çileden çıkardı ama, bütünde kitap öyle güzeldi, verdiği edebi lezzet öyle yoğundu ki dikenine de katlandım.
Yukarıda bahsettiğim söyleşide, Hocanın öğrencisi İnci Hanım, şiddetle Tanpınar'ın denemelerini de önerdi. Okuma listeme ekledim bile.
Bir sonraki hayranlıkta görüşürüz.

Kesinlikle huzur arayışının romanı, bence de! :) Ay çok özendim kitap kulübünüze <3 ve eklediğin resme baktıkça mektup yazmak isteği doluyor içime....
YanıtlaSilKeşke bana bir mektup yazsan Ceren :)
SilÇok kaliteli bir eser gerçekten de. Bir baş yapıt.
YanıtlaSilKesinlikle katılıyorum! :)
Sile tanpınar yani bir zahmet :) beş şehir, saatleri ayarlama şeysi :) bu arada yeni dizi var ankara da çekliyor tamamen, parklarda caddelerde sokaklarda, seğmenler, botanik, kurtuluş, kızılay, üniversite binaları filan :)
YanıtlaSilHangi dizi ki aceba Deep? Bana da söylesene, ben çok yabancıyım bu dizi olayına :(
Silteşkilat adlı dizi, trt 1, pazar akşamları, dördüncü bölüm olcak bu pazar, ilk üç bölümü netten izleyebilirsin, dizi güzel ankara da :) berlin ve paris te geçen sahneler nerde çekilmiş bilebilecek misin bakalııım :)
SilIstesem okurum bende.
YanıtlaSilOkurum elbet.
En mühimi istemek.
Aklımda olsun bu kitap. :)
İstemeyince mümkün değil olmuyor, değil mi?
SilAma istersen de kitap pek güzel, benden söylemesi :)
Geçen sene bu vakitlerdi sanırım, Huzur'u okumuştum. Tadı bu kadar damağımda kalan roman azdır. :)
YanıtlaSilBunu sizden duymak daha bir güzel sevgili Ekmekçikız :) Ayrılamıyorum bir türlü :)
SilBende ekledin listeme ki merak uyandırdı baya :))
YanıtlaSilİnşallah beklentilerini karşılar, zira ben çoook sevdim :)
SilHuzur kitabı elimde. Bu yazıya denk gelmek çok iyi oldu. <3
YanıtlaSilHarika bir tesadüf değil de nedir bu şimdi? :) <3
SilHuzuru ben de okumaya başlamıştım ama devam edemedim :) ilk fırsatta tekrar okuyacağım ve seveceğime inanıyorum. keyifli bir yazıydı
YanıtlaSilZamanı değildi demek ki, öyle düşünün. Ben şimdi bu demdeyken Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü yeniden, hakkını vererek okumak istiyorum mesela :)
SilHuzur, huzursuzluğun romanıdır,araftaki aydının ,Yahya Kemal'in,Ahmet Hamdi'nin,hücrelerinin...,iyi okumalar..
YanıtlaSilEvet, evet, tam da böyle değil mi? Zaten İrfan'ın Yahya Kemal olduğu söyleniyormuş :)
SilBu yorumlar da sohbeti devam ettiriyor, blog yazmanın en güzel yanlarından biri :) İlky, eğer bir gün okursan Huzur üzerine konuşmayı gerçekten çok isterim, hala daha ayrılamadım kitaptan o derece :) Sevgiyle kucaklarım <3
YanıtlaSil