20 Şubat 2021 Cumartesi

20 Şubat; Taahhüt Gün 1

Değerli okur, sanırım bir şeyler yazmak için kendimi zorlamam gerekiyormuş. Dünkü yazıdan sonra, bugün tıpış tıpış oturdum bilgisayarın başına. Kahvemi de aldım termosla, oh mis. Başlarda biraz tutukluk olacak, "Ne yazsam?", "Konu nasıl bulacağım her gün?" diyeceğim ama toplamda dokuz gün sürecek bu taahhüt dizisi belki de çok şey fark ettirecek. Konu konuyu açacak, daldan dala konulacak, farklı yönlerden bakılmaya çalışılacak. Bakalım bizi neler bekliyor?

Tabii ben böyle süslü bir giriş yaptım ama yazacağım şeyler gündelik mevzuular. Senin benim hayatım. Ne de olsa haftasonu, evlerdeyiz, bir ayrım yok hiçbirimiz için :)

Alıntıdır.

Ben salıdan beri evdeyim, çıkmadım dışarı hiç. Eşim aldı öteberiyi de. Ama bugün dışarıda ışıl ışıl bir güneş vardı. Ev de soğuk geldi bana nedense, nedense fazla esasen, alt ve üst daireler boş, nasıl ısınalım? Ben de hareket etme bahanesiyle evden çıktım. Markete uğradım, yürüyüş yaptım, müzik dinledim. Velhasıl yalnız kaldım. Ki asıl emelim buydu. Çok da güzel oldu!

Markete uğramışken, şubat ayının Kafa'sını aldım. Alıp okuyamadığım zamanlar çok olduğu için bir tereddüt etsem de, aldım. Eve geldim. Çağan'a yemek yedirirken üç dört yazı okudum bile. Çok iyi geldi. Derginin sayfalarının kokusu bile iyi geldi. Özlediğimi hissettim. Neeyi özlediğimi? Çok okumayı, yakadan paçadan akarcasına okumayı. O zamanlar hayatımı daha da anlamlandırmış gibi hissediyorum nedense. Bir şeyler okuyup yazdığım zamanlar yani. Heyhat, benim şu sıralar zihnim hatta değil şu sıralar, neredeyse son altı aydır zihnim suları çekilmiş bir nehir gibi. Akarsuyun toprakları çatlamış yatağına baktıkça hüzünleniyordum, artık bakışlarım da kayıtsızlaştı. İşte, o anki derginin o mürekkep kokusu bir damla su gibiydi. Bilemiyorum. Bence sizler de bıktınız benim bu hezeyanlarımdan.

Öte yanda okumasam da bir şeyler örüyorum. O da benim üretken yanımı çok besliyor. Bir de zihnimi sakinleştiriyor. Bir ipin peşinde koşarken zihnimin o gereksiz fısıldamalarına kulaklarımı tıkayabiliyorum. Bir zincir, sonra bir trabzan, sonuçta ortaya çıkan emeği kullanmak ise büyük keyif. Hele ki salt tüketim odaklı bir çağda üretebilmek. Çok güzel, çok.

Bu bahisten sonra, işte hem çok okuyup hem çok örüp, hem ev işlerini yapıp, hem Çağanla ilgilenip hayatımı dolu dolu ve anlamlı nasıl yaşayacağım, bunun formülünü üretmek kalıyor geriye.

Zaman uçuyor resmen.

18 yorum:

  1. kitap örgü ev işi çağan iş yaşamı daha napcan zaten dolu dolu yaşıyon :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Deep, sen böyle yazınca birden dank etti esasen, ama işte hani heybeye bir elma daha atsam hiç fena olmaz hissi :)

      Sil
  2. Benim de kafam karışıktı bugün bir yandan erimeyen karlar bir yandan insanın içini ısıtan güneş... sanki bir bahar günüymüş de, ama serinliğini de hissettiriyormuş gibi.. tuhaf :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kış hep bir kafası karışık geçti zaten, kış kış gibi değildi, umarım diğer mevsimlere de sirayet etmez :)

      Sil
  3. ne güzel ifade etmişsin, tüketim çağında üretebilmek!
    aslında blogda bir yerlere yazacaktım bunu ama sana yazmak istedim, kafka'dan: "tek başına bir odada olmak, bir evde yalnız yaşamak, yaşamın en önemli yanı - daha doğrusu: kimi zaman yalnız kalabilmek, mutluluğun ilk koşulu" ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki de bana yazdın :) Evet, bunu çok özlüyorum. Haftada iki defa (iyi ihtimalle) babası Çağan'ı özel eğitime götürüyor ve evi toparlarken bile yalnızlığın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Hele dönüşlerde parka gidilirse ikramiye bana çıkmışçasına bir mutluluk :) Beni anlıyorsun sen canımm C. <3

      Sil
  4. Selam üreten insan mutlu insandır. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni gerçekten de mutlu kılıyor bir şeyler üretmek. İyi ki diyorum, öylesine gelip gidenlerden değilim. Çok sevgiler :)

      Sil
  5. Okumak da örmek de bir şekilde kendinize değerli zaman ayırmanız. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum, gerçekten iyi hissettiriyorlar ama :)

      Sil
  6. Kitap ve örgü tam bir relax hali...

    YanıtlaSil
  7. Arada çıkıp bi yürümek çok güzel ya çok iyi gelmiş belli ki size de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bugün hava çok daha güzeldi, keşke bugün de çıksaydım ama sırayı kaptırdım :)

      Sil
  8. Şöyle bir söz vardır, gençlikte günler kısa yıllar uzundur, yaşlılıkta günler uzar yıllar kısalır.
    İnsan gençken bir güne işleri nasıl sığdıracağını bilemiyor, zaman yetmiyor. Yaşlanınca ise sabah uyandığında önünde bitmek bilmeyen bir gün varmış gibi hissediyor(muş!).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acaba yıllar içinde insanın bakış açısında meydana gelen değişimle mi söyleniyor bu acaba? Gençlikte saçma sapan şeylere gereğinden fazla önem atfedilip zamanı bonkörce akıtırken, yaş aldıkça gerçekten önemli olanlara zaman ayrıldığı için zaman kaliteli ve uzun hissediliyordur belki. Bunu tamamen şu an düşündüm :)))

      Benim kendime yüklediğim bir dolu da zırvalık görevim var üstelik yıllar geçtikçe de artıyorlar gerçi:(((

      Sil
  9. bir eşik var ki oradan sonra zaman hiç durmuyor

    YanıtlaSil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...