Çağan'ın dünyaya gelmesi ile, kitaplık odamı bebek odasına çevirmiş ve kendime ait bir odadan vazgeçmiştim. O odada her ne kadar fazlaca zaman geçiremesem de o aitlik hissi benim çok hoşuma gidiyordu. Bir masam, sandalyem vardı. Kabul, zaman zaman üzeri ıvır zıvırdan görünmez oluyordu evet ama yine de var mıydı vardı.
![]() |
| Alıntıdır. |
Annemle son giriştiğimiz ve hala devam eden evdeki sadeleşme harekatımda, gardrobun ve kitaplığın bulunduğu ardiye odasını hayli sadeleştirmiştik. Gardrop yanındaki istiflenen kutuları erittik, ben kitaplığı komple elden geçirdim. Derken, o fikir yeniden aklıma düştü; neden yeniden bir odam olmasın? Varsın biraz kalabalık olsun ama kitaplığım yanıbaşımda olsun, bir masam ve sandalyem olsun yeterdi bana. Akşamları Çağan uyuduktan sonra oraya çekileyim falan filan. Sonra sipariş verdim ve dün masam geldi :) Tabii bir heves hemen kurdum. Çağan benden çok sevdi gerçi kitaplıklı odada durmayı. Raflara kendi oyuncaklarını diziyor filan. Onun da kendi küçük masası ve sandalyesi var, sonradan onları da getirdik. Şimdi kendime bir sandalye almam lazım. Artık akşamları sarı ışığımın altında, penceremin önündeki çam ağacına bakarken neler okur, neler yazarım bilinmez. Sandalyemi de aldıktan sonra odamın nihai halini sizlerle de paylaşacağım :)
Görüşmek üzere <3

"Kendine ait bir oda" Virginia Woolf o zaman ;) Bence de şahane fikir.
YanıtlaSilKesinlikle en kısa zamanda okumalıyım diyorum artık. Virginia ile Mrs. Dalloway yüzünden mesafeli bir ilişkim var ama Kendine Ait Bir Oda sayesinde ilişkimizi yeniden gözden geçirebilirim sanki :)
SilAh ah, savsaklamak benim işim sevgili İlkay. Bakma sen, bazen aklıma düşenler nispeten kolay oldukları için bu kadar çabuk yapabiliyorum. Güzel dileklerin için çok teşekkürler :)
YanıtlaSilçağanla beraber yazarsınız artııık :)
YanıtlaSilçağan ilham verebilir :)
YanıtlaSil