12 Aralık 2022 Pazartesi

12 Aralık, Görün-mey-en

Doğdu - Yaşadı - Öldü

Çoğu için bunu diyecekler. Benim için de mi bunu diyecekler? Benim neler düşündüğümü bilmeden, akşamları eve götürebildiğim tek poşetle mi bu söyleyecekler? Dıştan gördüğün neyin, ne kadar açıklaması olur ki bu hayatta?

Sabah çıkardı, tüm gün çalışırdı, sessiz - sakin - kendi halinde bir adamdı.

Böyle mi olacağım? Ya işe giderken düşündüklerim mesela? Hepsi sonsuz bir kayboluşta mı yitecek? Akın akın bir insan selinde, martıların simitleri nasıl havada yakalayabildiğini benden başka düşünen var mıdır? Keşke olsaydı...

Kılıksız sayılırdı ama kirli de değildi, özenliydi kendine.

Saygıydı bu sizlere. Tanımıyor olsam da insan hazretine olan hürmetimdi. Yıllar içinde azaldı, bu bir hakikat. Ama sizlere saygımı yitirdiysem de, sizi yaratana yitirmedim.


Alıntıdır.

Kimsesi yoktu - Kapısını çalan, içeri giren olduğunu görmedik.

Doğru. Yok. Ama hep de yok değildi. Zamanda eridi onlar. Bir kum tepeciği rüzgarda nasıl erir ama siz hiç fark etmezsiniz, bir bakmışsınız hep olacak sandıklarınız da öyle yok olmuş. Ne acı geliyor kulağa değil mi? Evet, saatler evvel demlediğiniz fakat birlikte içecek kimse bulamadığınız bir çay kadar acı.

O tek göz odada kendince yaşardı.

Tek göz odanın içi bir ummandı. Yaşamayı bilmeyene geniş evler kabir kadar dardır esas. Ben o tek göz odada üç ömre bedel yaşadım. Siz görmediniz, görmediğiniz bir şey de yaşanmış farz etmezsiniz tabii..

Kalan iki üç parçasını da kendi gibilere bırakmış.

Ben gibiler? Kimdir acaba ben gibiler? Ama siz kimsiniz ve kimdir peki sizin gibiler?

17 yorum:

  1. güzel bir kurgu olmuş buuu :)

    YanıtlaSil
  2. Seçtiğin resimlere her seferinde bayılıyorum ve şimdi toptan dile getiriyorum:) Yazıyı üçüncü kez okuyorum ve her seferinde daha da tatlanıyor. "Ben tek göz odada üç ömre bedel yaşadım" buna ekstra bayıldım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılarım için resim seçmek her seferinde büyük mesaimi alan bir iş olduğu için bu yorumunuz kalbimi fethetti doğrusu canım Buraneros, çok teşekkür ediyorum :)))

      Sil
  3. Bayıldım. Öfke, gurur, umut, vaz geçiş, kabulleniş, sevmek hepsi iç içe..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar bayağı bir şeyler kaynıyor demek ki içimde C'ciğim :)))

      Sil
  4. yukarıdaki üç yorumcuya da katılıyorum. nasıl tarif etsem bilemedim şimdi. ama ve hani, 42 numaralı tirebolu çayı gibi lezzetli. tadı, demi, kıvamı.. içtikçe içesi, okudukça okuyası geliyor insanın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum, 42 nolu tirebolu çayına benzer bir keyif sunuyorsa size bu benim için bir mutluluk vesilesi olur Hocam :)

      Sil
  5. Mimozacığım,
    Notos'un Anton Çehov'a ayırdığı son sayısında Mark Aldanov'un Çehov Hakkında Düşünceler başlığıyla yazdığı bölümde, İngiliz öykü yazarı Somerset Maugham'ın sözleriyle Çehov'un edebiyatı şöyle tanımlanıyor:
    "Sevgilisi histerik bir çığlıkla kendisini çan kulesinden aşağıya bırakırken, dünyayı kabullenmek için bir denizaltıyla Kuzey Kutbu'na giden bir adam hakkında neden yazalım ki? Bunlar doğru değil ve gerçekte yaşanmaz. Basit şeyler hakkında yazılması gerekir"
    Tıpkı yukarıdaki satırlardaki gibi:
    Basit şeyler, günün akışı içinde yaşananlar, biz çoğunluğu oluşturan sıradan insanların duyguları...
    Anladığımız ve daha çok anlayabilmek istediğimiz yaşamlar, duygular...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekmekçim, çok değerli bir paylaşım oldu bu benim için, çok teşekkür ederim.. Çünkü yazdığımın üzerinde biraz durmamı sağladı. Evet, kutupları keşfe gitmek yerine akşamları evine giderken çok yorulduğu için otobüste yer bulabilecek miyim diye düşünen bir insan benim gerçeklerime ve anlatmak istediklerime çok daha yakın <3

      Sil
  6. Kadınların ve sabrın simgesi olduğu söylenen mimoza, en sevdiğim çiçeklerin başında gelir. Bir zamanlar yaşadığımız kent Mersin'de ilkbaharda tüm görkemiyle açardı. Hem de büyük ağaçlarda. Gelecek baharda da açacak mutlaka.Şimdi Urla'dayız. Henüz baharı yaşamadık, umarım burada da açar.
    Ne güzel bir yazıydı. Duygulara hitap eden her şey bir başka güzel. Bloğumda iki kez paylaştığım "Doğa Kanunu" adlı şiirimi de seversiniz umarım. Yıllar akıp gidiyor. Güzel günlere, yıllara.
    Sevgiyle.
    "(Şiir, 7 Mayıs 2010 ve 6 Mart 2016 tarihli paylaşımlarda.. )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makbule Hocam, mimozalar ne denli zarif değil mi? Ben de biraz bu yüzden seçtim kendime bu ismi <3 Umarım açtıklarında bir fotoğraf da benim için çekersiniz :)

      İlk fırsatta Doğa Kanunu isimli şiirinizi okumaya geleceğim ben de <3 çok teşekkürler, sevgilerle <3

      Sil
  7. Her bir cümlenin altında anlatılanlar öyle doğru ki... Çevremdeki yaşlılara gitti aklım bir an... Ananemin arkasından çok çekmişti, kurtuldu dediler... Dedem mesela bir sabah bahçeye diye çıktı dönemedi. Dağ gibi adamdı ne oldu bir anda anlamadık dediler. Bende anlamadım. Dedemde küçüktüm ama ananemde yaşımda yetiyordu. Düşündüm durdum arkasından anlamadım. Ne bilirlerdi ki çektiğini orda yoktular hastalıktan gitti diye öyle dediler. Ay ne bileyim arkamdan ne derlerse desinler. Yalan dünyada doğru söz diyen mi var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşlılar ve yaşlılık kavramı şu sıralar bende biraz takıntı oldu. Hiç kıyamıyorum, sonra da kendimi düşünmekten alıkoyamıyorum, en son da "amaan" diyorum... Kimse kimsenin ne çektiğini hiç bilmiyor....

      Sil
  8. Evet, çok haklısın, zaten insanlar görmediklerini var saymadıkları için şu an büyük bir adaletsizlik var yeryüzünde.. Çok teşekkür ederim İlkay'cım <3

    YanıtlaSil
  9. bayıldım, tekrar tekrar okudum! tek göz oda kısmı ayrıca müthişti. ellerine sağlık mimozacığım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şule Hocam, her daim desteksiniz, çokkk teşekkür ederim :) <3

      Sil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...