Değerli okur, çok uzun zamandır şikayetlenmemiştim, şu anda ise tam bir keşmekeş içerisindeyken burada iki dakika konuşayım da rahatlayayım istedim.
Konu başlıktan belli aslında; işkoliklik. (Tekrar edince pek bir nağmeli yalnız...)
İşimi elimden geldiğince düzgün ve güzel yapmaya çalışırım. Havale edilen evrakın işlemini hemen gerçekleştirip onun karşısına beynimdeki listede "tik" atınca rahatlarım. İşi son ana ertelemeyi ise hiç sevmem. Mümkünse geldiği gün halledeyim ve dosyayı kapatayım. "E bunun neresi kötü?" diyenleriniz çıkacaktır muhakkak ama bazen mesela gecenin bir yarısı, aklıma bir iş geliyor ve anında beynimde sinyaller yanıp sönüyor, "Yapmış mıydım?" Sonra hadiii, bilgisayarın başına geç, kontrol et, eğer ki yapmadıysam bir endişe dalgası, sonra yap ve rahatla. Haftasonu gelir mesela aklıma, klasörleri düzenlerim, mailleri gene ve gene kontrol ederim.
![]() |
| Alıntıdır. |
Bugün işim gereği yarın için bir toplantı organize etmem gerekliydi. Katılımcılara resmi yazılarını yazdım ve imzadan çıktı, sistemlerine düştü. Sonra bir hastane işi vardı, gittik geldik vs derken işkoliklik dürtülerim sağolsun gene bilgisayar başına geçtim ve katılımcıların yazıları açıp açmadıklarına baktım; ikisi açmış fakat ikisi sistemlerini kontrol etmemiş. Haydaaa, aldı mı beni bir telaş... Haber versem mi vermesem mi? Hadi dedim, şimdi bir aksaklık olmasın, normalde onların sorumluluğu ama ben yine de whatsapptan yazayım. Birisi nazikçe teşekkür etti, diğeri ise öyle bir hukukumuz olmamasına rağmen çıkışır gibi yazdı. Hayır da ben sana iyilik etmişim bir yerde, sen neden sistemini kontrol etmek yerine bana sitem ediyosun ki? Güya toplantı yönergeye göre üyelere bir hafta önceden bildirilmeliymiş, yönergede öyle bir hüküm olsa amenna... (Hayır, bir de tüm bu olayı "kişisel algılamama" seçeneği var ve aslında en doğrusu o, ama onu da ben yapamıyorum...)
Öf vallahi çok doluyum. :(((

kendini bu şekilde yıpratman ne kötü. ben de kendimi işlerimi son ana bırakarak yıpratıyorum, iş bitene kadar bir delilik başlıyor. fakat o son ana kadar rahat mıyım, hayır! yine kafamda o iş. hep "artık" ile başlayan değişim kararları ama işte herhalde ne sen kurtulabilirsin ne de ben...
YanıtlaSilÇok haklısın, bundan kurtulabilmek pek mümkün değil. Bazen sadece etiklerini hafifletebiliyorsun ama hayatından çıkmıyor hiçbir şekilde.
SilÇabuk yorulsunuz, çalıştığım zamanlarda sizin gibi tabi öyle akıllı telefon, mailleşme falan olmadığı için ,iş eve gelmezdi.Şimdi bu sorunu var çalışanların, gece gündüz iş hali:(
YanıtlaSilEvet, çok haklısınız gerçekten çabuk yoruluyor insan.. İş, işte kalmalı oysa...
SilBenzer şeyi bende çalışırken yaşardım. En son çıkan ve kapıyı kitleyen ben olurdum. Ama hep bir acaba kitledim mi yoksa unuttum mu... Çok meşgul ediyordum beynimi.
YanıtlaSilGerçi benimki çok başka bir mevzu da siz böyle yazınca aklıma geldi.
O mevzuu da bende var, kapıyı kilitledim mi, ütünün fişini çektim mi, ocağı kapattım mı :)))
Silallah kolaylık versin işiniz zor
YanıtlaSilAmiiin, Allah razı olsun :)
Silişkolikliğin de bi sınırı olmalıııı hihihi :)
YanıtlaSilBence de Deep, ama yapamıyorum kiii :))))
Silİlkaycığım, gerçekten yazmak da olmasaydı ne yapardım diyorum bazen. Çünkü bu konu kelimelere dökülse muhtemelen diyalog içerisinde gülünür ve geçilir. Ne yapayım ben gülüp geçemiyorum da en azından zamanla etkisi geçiyor Allahtan :) Teşekkür ederim ama yine de sizlere kıyamam ben, dengeli olsak yeter :))
YanıtlaSilSizi çok iyi anlıyorum. Bir nevi hastalık, işi bırakmadan o sizi bırakmıyor. "liklik" en güzel tarafı ama "işko" can sıkıcı:))
YanıtlaSil