14 Aralık 2020 Pazartesi

14 Aralık, Devam ediyoruz.

Değerli okur, bu kadar işte.

Devam ediyoruz.

Sevdiklerimizi kaybediyoruz, ölüm gerçekten tuhaf bir sorgulamaya neden oluyor, zaman zaman ışıksız bir odada hissedip endişelere kapılıyoruz.

Ama devam ediyoruz.

Yine yiyoruz, yine alışveriş ediyor, yine işe gidiyor, yine araba kullanıyoruz.

Bir süre otomatik pilotta yapıyorsak da sonradan kendimize geliyoruz.

Ben de devam ettim işte. 

Aslında neler neler yazacaktım da bilgisayar açılana dek unuttum iyi mi :) 

Alıntıdır.

Bir önceki haftadan kalan azılı diş eti sorunumun kalan tedavisi halloldu çok şükür. Yarın diş arası fırçası bulmam lazım, neredeyse bir haftadır sallıyorum. 

Cuma günü köye gittik. Hem Herkül'ü (tabii size Herkül'den de bahsetmedim, ailemizin yeni üyesi, minik Sivas Kangalı :) artık aşıları tamamlandığı için köy evine bırakmaya, (babam haftanın beş günü orada zaten) hem de haftasonu kısıtlamasında biraz nefes almaya. Çağan da bahçede oynar dedik ama hava biraz sıkıntılıydı, yine de bahçede güzel zaman geçirdi. Herkül bahçede çamurlara belendi :)) Çağan'ı kovaladı, Çağan kaçtı. Şebekler :) Rüzgar güneyden esti, soba tüttü, ben pimpiriklendim, gece uyumadım. Ertesi gün eşim sobayı komple söktü, dedi "Bunu temizleyeceğiz!?" Tabii ben poker face. Allahtan annem vardı. Anneler iyi ki var. <3

Bahçe tellerinin dibinde, karşı evin köpekleri tarafından kovalanan zavallı bir köpecik vardı. Aç, ürkmüş ve tedirgin. Hepimizin içine dokundu o hali, tarif edemem. "Acaba bakabilir miyiz?" diye bir süre düşündük kendi aramızda, sonunda bizim düşünmemize gerek kalmadan köpecik kendisi geliverdi bahçeye. Herkül'ün minik bir odası var kümesin yanında, bu köpeciğimiz de eğer kalmak isterse bahçe mutfağının yan tarafında bir yer yaptık. Öyle zayıf ve çelimsiz ki tellerin altından sürünerek girmişti içeri, bakalım babam gittiğinde onu bulabilecek mi? Kalırsa çok mutlu olacağımız kesin <3

Haricinde, kuzenimin eşi Iğdır'da öğretmen olarak görev yapıyor. Bu hafta, onların ön ayak olmasıyla tüm anne tarafı birleştik ve S'ciğimin okuluna bir fotokopi makinesi hediye ettik. S diyor ki, "Burada onlara ne büyük değerde bir hediye verdiniz, tahmin bile edemezsiniz." Bazen bizlere sıradan gelen şeyler, başka insanlar için nasıl da büyük bir önem taşıyor. İnsanoğlu olarak nasıl da kıymet bilmiyoruz...

Yarın uğrayacağım değerli okur.

9 yorum:

  1. Şükür günlükleri falan değil de en başta, kıymet bilme moda olsa gerçekten!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Hep sonradan geliyor aklımız başımıza... Hoş, gerçi akıl başa gelse o da kar değil mi?

      Sil
  2. umarım o güzel küçük köpecik sevginizle büyür kocaman güçlü kuvvetli bir çocuk olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah Beth'ciğim :) Beth diyebilirim değil mi :)))

      Sil
  3. evet hayat her zaman hayatta olandan yana devam ediyor. ölenler unutuluyor işte. şebekler çok tatlıymııış :) yeni köpüş de. hediye de. önce çok sırıttım sonra duygulandım :) zaten hava da yağmurlu insanın ağlayası geliyoooo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görmen lazım şebekleri :)) Ağlama, gülümse hep, sana gülmeler yakışır canım Deep, enerji kaynağı :)))

      Sil
  4. Köy hayatı hem keyifli hem de zor. Minik Herkül çok sevimlidir şimdi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de zorlukları bazen bir adım daha öne çıkıyor doğrusu, yine de soba başında uyuklamak gibisi yok :) Bugün babam gidecek Herkül'ün yanına, bakalım ne yapmış :)))

      Sil
  5. Köy gibisi yok. Şebekler ne de tatlıdır.:)

    YanıtlaSil

Derman

Gözlerimde bir damla, düştü düşecek.. Çok uzak bir yoldan eve dönmüş gibiyim; ve siz kollarınızı açıp karşıladınız beni.. Ne iyi geldiniz ba...